26 Haziran 2012 Salı

Adliyeleri boşaltıyoruz, önce fakirler ve muhtaçlar.

Arkadaşlar merhaba,

Arabuluculuk Kanunu'muz geçen hafta yayınlandı. Okuyup kenarlarını notlamıştım ama sinirim, düzenleyip paylaşmayı kaldırmamıştı.

Bugün güne daha insani hislerle başladım, gerçi yine bozuldu ama başlangıcı iyi olduğundan bugüne böyle devam edebilirim. Buyrun yeni kanunumuz hayırlı olsun...

Yeşil yerler kanunun kendisi, kırmızılar benim notlarım. Yalnız bazı satırlarda beyaz arkaplan var onu ben yapmadım, neden olduğunu bilmiyorum. Düzeltmeyi de canım istemedi şimdi, bilahare ilgilenirim...

*
22 Haziran 2012 CUMA Resmî Gazete Sayı : 28331

HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU
Kanun No. 6325                                                                                                 
Kabul Tarihi: 7/6/2012

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar


Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. E o kadar "kadın koordinasyon merkezi," aile danışma zamazingosu, evlilik rehberleri filan ne oldu? 

Tanımlar
MADDE 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,
b) Arabuluculuk: Sistematik teknikler (işkence?) uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık  eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini, (Uzmanlık derken hangisi? "Ailenizin uzmanı... Metrobüste yer kapmakta uzman, domatesin en iyisini seçmekte eksper.")
c) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,
ç) Daire Başkanlığı: Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulacak Arabuluculuk Daire Başkanlığını,
d) Genel Müdürlük: Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünü,
e) Kurul: Arabuluculuk Kurulunu,
f) Sicil: Arabulucular sicilini,
ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuğa İlişkin Temel İlkeler


İradi olma ve eşitlik
MADDE 3 – (1) Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek  konusunda serbesttirler. 


- "Vazgeçmek" yani arabulucudan mı arabuluculuktan mı vazgeçmek? Feragat gibi mi olacak? Hükmü nedir? Ayrıca vazgeçmek de bir sonuçlandırma mıdır?

(2) Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler. Bunu söylemeye neden ihtiyaç duyulduğunu sorabilir miyim müsaadenizle? Artık eşitliğin yazılı olması gerektiği günleri mi yaşıyoruz, altmetniniz bu mudur?

Gizlilik
MADDE 4 – (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça  arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür. Pazarlık gücümüz kesin var yani; hem ayrıca zaten kararlaştırma > gizlilik. O zaman Avukatlık Kanunu'nda değişiklik istiyorum arkadaş, belki müvekkilimi ikna edip bilgilerini açıklayabileceğim? Neden beni engelliyorsunuz, açınsanıza Türkiye'nin önünü!

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça  taraflar da bu konudaki gizliliğe uymak zorundadırlar.

Beyan veya belgelerin kullanılamaması Eee, aksini kararlaştıramıyor muyuz bunun?
MADDE 5 – (1) Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz: 
Yani diyor ki, arabuluculukla adliye yargısını tamamen ayırıyoruz, herkes ne hali varsa görsün.

a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği.
b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler.
c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü.
ç) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler.

(2) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır.

(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması mahkeme, hakem veya herhangi bir idari makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz. (Zehirli ağacın meyvesini cezada bile yerken arabuluculukla yasaklamak.)   Ancak, söz konusu bilgiler bir kanun hükmü tarafından emredildiği veya arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir. (Buna bir somut örnek verenin kırk yıl kölesi olayım. Nerelerde nasıl kullanılacak Allah bilir.)

(4) Yukarıdaki fıkralar, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır. Yani cezada uygulanmayacak. Yani, yukarıda "hükme esas alınmayacağı"bir kanun maddesi olarak düzenlenmiş olan hususlar, cezada hükme esas alınabilir. Çünkü zehirli de olsa, meyve candır. Süd içersin geçer, zira süd zehri alır. Çünkü kendisi on kat zehirlidir.   

(5) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülebilen deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelmez. Birincisi, zaten o sınırlamalardan geriye ne kaldı? İkincisi, ikinci cümlenin belirtilmesine ne gerek vardı? Üç gün sonra o cümle iptal edilir ben size söyleyeyim. 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Arabulucuların Hak ve Yükümlülükleri


Unvanın kullanılması
MADDE 6 – (1) Sicile kayıtlı olan arabulucular, arabulucu unvanını ve bu unvanın sağladığı yetkileri  kullanma hakkına sahiptirler. Kimlikleri resmi kimlik hükmünde olsun ve bankalarda da geçsin Allahaşkına. Aranmasınlar da hiç. 

(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sırasında bu unvanını belirtmek zorundadır.

Ücret ve masrafların istenmesi
MADDE 7 – (1) Arabulucu yapmış olduğu faaliyet karşılığı ücret ve masrafları isteme hakkına sahiptir. Arabulucu, ücret ve masraflar için avans da talep edebilir.

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça  arabulucunun ücreti, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan Arabulucu Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir ve ücret ile masraf taraflarca eşit olarak karşılanır. Nerede bir "aksi kararlaştırılmadıkça" görsen, hor görme kimbilir ne derdi vardır...

(3) Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler için aracılık yapma veya belirli kişileri tavsiye etmenin karşılığı olarak ücret alamaz.  Bu yasağa aykırı işlemler batıldır. Ücretsiz, ayni getiri ya da bir menfaat karşılığında yapabilir yani. Çünkü reklam bi bize yasak. O "batıl" da, "yok hükmünde" olmalıydı bence ama buna da şükür. "Taraflarca itiraz edilmediği takdirde" denmemiş olması bile şaşırtıcı zira.

Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması
MADDE 8 – (1) Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir. Taraflar bu görüşmelere vekilleri aracılığıyla da katılabilirler.

Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi
MADDE 9 – (1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir.

(2) Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığı hâlinde, bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir. MUTLAK RED SEBEBİ OLSA BİLE DEVAM EDEBİLİYOR BU KİŞİ. EVET ŞİMDİ LÜTFEN ADLİYELERİ BOŞALTALIM, ÖNCE FAKİRLER VE MUHTAÇLAR. 

(3) Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür. Yükümlülüğüne neden uysun ki, yaptırımı yok bir şeyi yok. Taraflar anlaşırlar olur biter.

(4) Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez.

Reklam yasağı
MADDE 10 – (1) Arabulucuların iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kâğıtlarında arabulucu, avukat ve akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır. Ama arabulucuların etraflarına "müşteri" paslamasında çok da bir şey yok. Bkz. md.7/3.

Tarafların aydınlatılması
MADDE 11 – (1) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür.

Aidat ödenmesi
MADDE 12 – (1) Arabuluculardan sicile kayıtlarında giriş aidatı ve her yıl için yıllık aidat alınır.

(2) Giriş aidatı ve yıllık aidatlar genel bütçeye gelir kaydedilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Arabuluculuk Faaliyeti


Arabulucuya başvuru
MADDE 13 – (1) Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda aydınlatıp, teşvik edebilir.

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflardan birinin arabulucuya başvuru teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmez ise bu teklif reddedilmiş sayılır.

Arabulucunun seçilmesi
MADDE 14 – (1) Başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular taraflarca  seçilir. "Güçlü olan tarafça"

Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi
MADDE 15 – (1) Arabulucu, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.

(2) Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla arabuluculuk usulünü  serbestçe kararlaştırabilirler."açık artırma, pazarlık, paraya çevirme?"

(3) Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.

(4) Niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hâkim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.

(5) Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde yargılama, mahkemece üç ayı geçmemek üzere ertelenir. Bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine üç aya kadar uzatılabilir.

(6) Taraflar arabuluculuk müzakerelerine bizzat veya vekilleri aracılığıyla katılabilirler.

Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi
MADDE 16 – (1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

(2) Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. E o zaman biz bu süreci uzatalım da uzatalım hacı? İyiymiş valla. "Hukuktan Gone In 60 Seconds," sinemalarda.

Arabuluculuğun sona ermesi
MADDE 17 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde arabuluculuk faaliyeti sona erer:

a) Tarafların anlaşmaya varması.
b) Taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi.
c) Taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi.
ç) Tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi.
d) Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının veya 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince uzlaşma kapsamına girmeyen bir suçla ilgili olduğunun tespit edilmesi.

(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar veya vekillerince imzalanır. Belge taraflar veya vekillerince imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanır.

(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar.

(4) Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri, ikinci fıkraya göre düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlediği son tutanağın bir örneğini arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğe gönderir.


Tarafların anlaşması
MADDE 18 – (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.

(2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, asıl uyuşmazlık hakkındaki görev ve yetki kurallarına göre belirlenecek olan mahkemeden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. Mahkemesiz ilam, arabuluculu takip, kaymaklı kadayıf. 

(3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden de yapılabilir. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda (Haa aile danışmanları burada devreye giriyormuş pardon.) inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Arabulucular Sicili


Arabulucular sicilinin tutulması
MADDE 19 – (1) Daire Başkanlığı, özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapma yetkisini kazanmış kişilerin sicilini tutar. Bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgiler, Daire Başkanlığı tarafından elektronik ortamda da duyurulur.

(2) Arabulucular sicilinin tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.

Arabulucular siciline kayıt şartları
MADDE 20 – (1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına yazılı olarak başvurması üzerine yapılır.

(2) Arabulucular siciline kaydedilebilmek için;

a) Türk vatandaşı olmak,
b) Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi  mezunu olmak, Heyecanlanmayın, değişecek bu. Zor koydular, kolay kaldırırlar. ama kaldırmazlarsa holleeeey, seneye ben de olabiliyorum.
c) Tam ehliyetli olmak, Olamayabilirmişim ahahahahaha
ç) Kasten işlenmiş bir suçtan mahkûm olmamak,
d) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak, gerekir. Haa kimin olacağı belli oldu zaten pardon.

(3) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.


Arabulucular sicilinden silinme
MADDE 21 – (1) Daire Başkanlığı, arabuluculuk için aranan koşulları taşımadığı hâlde sicile kaydedilen veya daha sonra bu koşulları kaybeden arabulucunun kaydını siler.

(2) Daire Başkanlığı, bu Kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmediğini tespit ettiği arabulucuyu yazılı olarak uyarır; bu uyarıya uyulmaması hâlinde arabulucunun savunmasını aldıktan sonra, gerekirse adının sicilden silinmesini Kuruldan talep eder. Bir arabulucunun ismi silinecekse, buna kendisi karar verir. O kadar.

(3) Arabulucu, arabulucular sicilinden kaydının silinmesini her zaman isteyebilir.

ALTINCI BÖLÜM
Arabuluculuk Eğitimi ve Eğitim Kuruluşları


Arabuluculuk eğitimi
MADDE 22 – (1) Arabuluculuk eğitimi, hukuk fakültesinin tamamlanmasından sonra alınan, arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili temel bilgileri, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi  ile yönetmelikte gösterilecek olan diğer teorik ve pratik bilgileri içeren eğitimi ifade eder. Ahah bayağı bildiğin "formasyon" la bu? Bence bu dersleri doğru düzgün hukuk bilgisi olmadan çok para kazanan "esnaf style" avukatlar var ya, onlar versin.

Eğitim kuruluşlarına izin verilmesi
MADDE 23 – (1) Arabuluculuk eğitimi, bünyesinde hukuk fakültesi bulunan üniversitelerin hukuk fakülteleri, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Adalet Akademisi tarafından verilir. Bu kuruluşlar Bakanlıktan izin alarak  eğitim verebilirler. İzin verilen eğitim kuruluşlarının listesi elektronik ortamda yayımlanır. İzin mi alarak? Pardon zaten başka kim vereceğidi? Hukuk fakülteleri çatır çatır hukukçu yetiştiriyor ama arabulucu yetiştirmek için izne mi tabi? Ne içtiniz olm siz?

(2) İzin için yazılı olarak başvurulur. Bu başvuruda eğitim programı, eğiticilerin sayısı ve uzmanlıkları ile eğitim kuruluşu veya eğitim programının finansman kaynakları hakkında gerekçeli bilgi verilir.

(3) Başvuruda sunulan belgelere dayalı olarak, eğitimin amacına ulaşacağı ve eğitim kuruluşlarında eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanacağı tespit edilirse, ilgili eğitim kuruluşuna en çok üç yıl için geçerli olmak üzere izin verilir. Kepazelik.

İzin süresinin uzatılması
MADDE 24 (1) Sicile kayıtlı olan bir eğitim kuruluşu kayıt süresinin bitiminden en erken bir yıl ve en geç üç ay önce, sicildeki kaydının geçerlilik süresinin uzatılmasını yazılı olarak talep edebilir. Eğitim kuruluşunun 26 ncımaddeye göre sunduğu raporlardan, arabuluculuk eğitiminin başarılı şekilde devam ettiğinin anlaşıldığı ve 27 ncimaddede belirtilen sebeplerin bulunmadığı hâllerde, verilmiş bulunan iznin geçerlilik süresi her defasında üç yıl uzatılabilir. Eğitim kuruluşu, süresi içinde yaptığı başvuru hakkında karar verilinceye kadar listede kayıtlı kalır. Yukarıdaki kepazeliğin sıvanması.

Arabuluculuk yetki belgesi
MADDE 25 – (1) Eğitim kuruluşları, eğitimlerini başarıyla tamamlayan kişilere arabuluculuk eğitimini tamamladıklarına dair bir belge verir.


Daire Başkanlığına bilgi verme yükümlülüğü YÖK yetmedi daireye de göstercez.
MADDE 26(1) Eğitim kuruluşları, her yıl ocak ayında bir önceki yıl içinde gerçekleştirdikleri eğitim faaliyetinin kapsamı, içeriği ve başarısı konusunda Daire Başkanlığına bir rapor sunar. "Beni seç beni seç!"

Eğitim kuruluşuna verilen iznin iptali
MADDE 27(1) Aşağıdaki hâllerde eğitim kuruluşuna verilmiş olan izin, Bakanlığın talebi üzerine Kurul tarafından iptal edilir:


a) İzin verilebilmesi için aranan şartlardan birinin ortadan kalkmış veya mevcut olmadığının tespit edilmiş olması. Gitti güzelim üniversiteler.
b) Eğitimin yeterli  şekilde verilememesi. Buna tabii ki akademi karar veremez ve Daire verir.
c) Arabuluculuk yetki belgelerinin düzenlenmesinde sahtecilik veya önemli hatalar yapılması.
ç) 26 ncı maddedeki rapor verme yükümlülüğünün yapılan ihtara rağmen yerine getirilmemesi.
d) Eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanmadığının tespit edilmesi.

YEDİNCİ BÖLÜM
Kuruluş ve Görevler


Kuruluş ve teşkilat
MADDE 28 – (1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Genel Müdürlük bünyesinde Daire Başkanlığı kurulur.

(2) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin olarak bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Bakanlık bünyesinde Arabuluculuk Kurulu oluşturulur.

Daire Başkanlığı
MADDE 29 – (1) Daire Başkanlığı, bir daire başkanı, yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur.

Daire Başkanlığının görevleri
MADDE 30 – (1) Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Arabuluculuk hizmetlerinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak.


b) Arabuluculukla ilgili yayın yapmak, bu konudaki bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.


c) Kurulun çalışması ile ilgili her türlü karar ve işlemi yürütmek ve görevleri ile ilgili bakanlık, diğer kamu 
kurum ve kuruluşları, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan vakıf ve dernekler ile uygun görülen gönüllü gerçek ve tüzel kişilerle işbirliği yapmak.


ç) Arabuluculuk kurumunun tanıtımını yapmak, bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek, ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve seminer gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek.


d) Ülke genelinde arabuluculuk uygulamalarını izlemek, ilgili istatistikleri tutmak ve yayımlamak.


e) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşlar tarafından bu amaçla yapılan başvuru ile sicildeki kaydın geçerlilik süresinin uzatılması talebinin karara bağlanmasını Bakanlığın onayına sunmak, arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kuruluşlarını listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.


f) Arabulucu sicilini tutmak, sicile kayıt taleplerini karara bağlamak, 21 inci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek ve bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgileri elektronik ortamda duyurmak.

g) Arabulucular tarafından arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanakların kayıtlarını tutmak ve birer örneklerini saklamak. Gizlilik diyorduk? Bilgiyi mahkemeye veremiyoruz ama Bakanlık saklıyor.

ğ) Görev alanına giren kanun ve düzenleyici işlemler hakkında inceleme ve araştırma yaparak Genel Müdürlüğe öneride bulunmak.

h) Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlayarak Kurulun bilgisine sunmak.

ı) Yıllık Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini hazırlamak.

Kurul
MADDE 31 – (1) Kurul aşağıdaki üyelerden oluşur:

a) Hukuk İşleri Genel Müdürü.
b) Daire Başkanı.
c) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından hukuk mahkemelerinde görev yapmakta olan birinci sınıfa 
ayrılmış hâkimler arasından seçilecek iki hâkim.
ç) Türkiye Barolar Birliğinden üç temsilci.
d) Türkiye Noterler Birliğinden bir temsilci.
e) Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen özel hukuk alanından bir öğretim üyesi.
f) Adalet Bakanı tarafından seçilecek  üç arabulucu. Bakanı sev, arayı koru.
g) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden bir temsilci.
ğ) Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonundan bir temsilci.
h) Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Müdürü.


(2) Başkan ihtiyaca göre Kurul toplantılarına uzman kişileri çağırabilir. Artık 59794868 tane uzman olur orada, bunların da 5783826939 tane yardımcısı.

(3) Kurul başkanı Genel Müdürdür. Genel Müdürün bulunmadığı toplantılarda Başkanlık görevi Daire Başkanı tarafından yerine getirilir.

(4) Kurul, mart ve eylül aylarında olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Ayrıca, Başkanın veya en az beş üyenin talebiyle Kurul her zaman toplantıya çağrılabilir.

(5) Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Mazeretsiz olarak art arda iki toplantıya katılmayan üyenin üyeliği düşer.

(6) Kurulun Bakanlık dışından görevlendirilen üyelerinin görev süresi üç yıldır. Görev süresi dolan üyeler yeniden görevlendirilebilir. İlanihaye tabii hep bunlar.

(7) Başka yerden katılan Kurul üyelerinin gündelik, yol gideri, konaklama ve diğer zorunlu giderleri  10/2/1954tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Bakanlıkça karşılanır. Misal bugün bir kişilik kahvaltı olmuş bin teelee. 

(8) Kurulun çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.


Kurulun görevleri
MADDE 32 – (1) Kurulun görevleri şunlardır:

a) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin temel ilkeler ile arabuluculuk meslek kurallarını belirlemek.
b) Arabuluculuk eğitimine ve bu eğitimin sonunda yapılacak olan sınava ilişkin temel ilke ve standartları tespit etmek.
c) Arabulucuların denetimine ilişkin kuralları belirlemek.
ç) Bu Kanuna göre çıkarılması gereken ve Genel Müdürlük tarafından hazırlanan yönetmelik taslaklarına, gerekirse değişiklik yaparak son şeklini vermek.
d) Eğitim kuruluşlarının eğitim izinlerini iptal etmek.
e) 21 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek.
f) Arabulucuların ödeyecekleri sicile kayıt aidatını ve yıllık aidatları tespit etmek.
g) Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini gerekiyorsa değişiklik yapmak suretiyle onaylamak.
ğ) Daire Başkanlığı tarafından yürütülecek faaliyetlerin etkinliğini artırmak üzere tavsiyelerde bulunmak.
h) Daire Başkanlığının yıllık faaliyet raporu ve plânı hakkında görüş bildirmek.
ı) Daire Başkanlığının faaliyet planında yer alan konularla ilgili kurum ve kuruluşların uygulamaya sağlayabileceği katkıları belirlemek.

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Ceza Hükümleri


Gizliliğin ihlali
MADDE 33 – (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesindeki yükümlülüğe aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesine neden olan kişi altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. YANİ ŞİKAYET YOKSA, YANİ "TARAFLARIN ANLAŞMASI HALİNDE," SONRADAN UYDURULMUŞ DA OLSA, HUKUK SİSTEMİ HER TÜRLÜ ZARAR GÖREBİLİR.  

DOKUZUNCU BÖLÜM
Son ve Geçici Hükümler


Kadrolar
MADDE 34 – (1) Ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerin Adalet Bakanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.

Değiştirilen hükümler
MADDE 35 – (1) 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine “Hakemlik” ibaresinden sonra gelmek üzere “arabuluculuk,” ibaresi eklenmiştir.

(2) 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;

a) 137 nci maddesinin birinci fıkrasına “sulhe” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya arabuluculuğa” ibaresi,

b) 140 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına “sulhe” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya arabuluculuğa”, üçüncü fıkrasına “sulh” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya arabuluculuk” ibaresi,

c) 320 nci maddesinin ikinci fıkrasına “tarafları sulhe” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya arabuluculuğa” ibaresi,

eklenmiştir.

Yönetmelikler
MADDE 36 – (1) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşların denetlenmesi ile eğitimin süresi, içeriği ve standartları, yapılacak olan yazılı ve uygulamalı sınavın ilke ve kurallarının belirlenmesi, arabulucular sicilinin düzenlenmesi ve arabulucularda aranacak koşullar, arabulucuların denetlenmesi ve izlenmesi ile bu Kanunun uygulanmasını gösteren diğer hususlar, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde kuruluş ve teşkilatlanma tamamlanır.

(2) Bu Kanunun 31 inci maddesinde öngörülen kurum ve kuruluşlar, Kurulda görev yapacak temsilcileri Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde Genel Müdürlüğe bildirirler. İlk üç yıl için Adalet Bakanı tarafından seçilecek üç arabulucu yerine 31 inci maddenin birinci fıkrasının (ç), (g) ve (ğ) bentlerindeki kurumlar birer fazla temsilci bildirirler.

(3) Arabulucu yerine ilgili kurumlardan bildirilen temsilcilerin Kuruldaki görev süresi bir yıldır. Adalet Bakanlığı tarafından bu sürenin sonunda seçilecek üç arabulucu ismi Kurula bildirilir. Bu şekilde seçimi yapılan arabulucular yerlerine atandıkları Kurul üyelerinin görev sürelerini tamamlarlar.

(4) Birinci fıkrada belirtilen kuruluş ve teşkilatlanmanın tamamlanmasından itibaren üç ay içinde Kurul toplanır. Kurulun ilk toplantı tarihi, Kurul üyeleri bakımından üç yıllık görev süresinin başlangıcı olarak kabul edilir.

GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kurulun ilk toplantısından itibaren üç ay içinde çıkarılır.

Yürürlük
MADDE 37 – (1) Bu Kanunun;
a) 28 ilâ 32 nci maddeleri ile geçici maddeleri yayımı tarihinde,
b) Diğer hükümleri ise yayımı tarihinden bir yıl sonra,
yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 38 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

"Çocuğun mahkemesi mi olurmuş, hepsi sanık işte."


Merhaba tekrar,

Çocuk mahkemeleri ile, CMK sayesinde tanışmıştım. Öncesinde 1-2 kalem işi dışında pek gitmişliğim yoktu. Duruşmalarda enteresan şeyler oluyor bazen, çocuk yargısı üzerinden söylenecek çok şey bulunabiliyor. Hep yazayım diyorum ama hep kalıyor.

Yine tembellik edeceğim. Duruşmada olanlardan değil, bir AYM kararından bahsetmeye geldim.

Resmi Gazete'yi düzenli takip eder, yayınlanan AYM kararlarına mutlaka bakarım. Red kararlarına pek zaman ayırmıyorum açıkçası, ama iptal talebinin kabulüne ilişkin kararları okumaya çalışıyorum.

Bugünkü red kararlarından biri ise, özellikle ilgimi çekti. Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesi, Terörle Mücadele Kanunu'ndaki bazı ifadelerin iptali için AYM'ye başvurmuş ve bu başvurusu reddedilmiş.

Bir çocuk mahkemesinin TMK'ya ilişkin AYM başvurusu doğal olarak ilgimi çekti ve bunun TMK mağduru çocuklar için atılmış bir adım olduğu hissine kapıldım. Başvuruya göz attıkça, üzerinde düşünülmüş ve çalışılmış bir metin hazırlandığını gördüm. Bu hazırlık hoşuma bile gitti.

Göz atmaya devam ederken, gözüme bir tablo çarptı. Meğer Sayın Hakim, örgüt üyesi olan çocukların, yetişkinler kadar ceza almadığını ve bunu doğru bulmadığını anlatmaya çalışıyormuş.

"Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere 18 yaşını 1 gün ile ikmal eden şahıs ile bir gün eksik ile 15-18 yaş grubunda bulunan şahıslara verilen cezalar arasında büyük orantısızlık mevcuttur. 3713 sayılı Yasanın infaz hükümleri de farklı olduğundan eşitsizlik yaşı büyükler noktasında üst hadde ulaşmaktadır. Bu durum hem ceza hukuku hem de infaz hukuku açısından büyük adaletsizlik oluşturmaktadır.
Terör örgütünün düzenlediği organizasyonlarda yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak polise direnen Molotofkokteyli atan bölücü lider ve örgüt adına propaganda suçunu işleyen çocuklar hakkında 3713 sayılı Kanunun 2. maddesinin uygulanmaması terör ile mücadelede de zafiyet oluşturacaktır. İŞLEDİĞİ FİİLİN HUKUKÎ ANLAM VE SONUÇLARINI ALGILAMA VE BU FİİL İLE İLGİLİ OLARAK DAVRANIŞLARINI YÖNLENDİRME YETENEĞİNE SAHİP OLAN BU KİŞİLERİN EYLEMLERİNİN YAPTIRIMSIZ KALMASI ANAYASANIN 10. MADDESİ İLE TCK’NUN SİSTEMATİĞİNE AÇIKCA AYKIRIDIR.
Ben terör örgütü adına suç işlerim, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılırım, istediğim gibi kolluk güçlerine direnirim, sloganımı atarım diyen şahsa yasaların hayır ben seni 3713 sayılı Yasanın 2/2. maddesi gereğince terör suçlusu olarak kabul etmiyorum deme lüksü yoktur. İsnat yeteneğine etki eden faktörler yukarıda açıklanmıştır. Yetişkinler ile yaşı küçükler arasında suç işleme konusunda bir ayrım yapılmamıştır. 15-18 yaş grubunun katıldığı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak direnme suçunu veya katıldıkları toplantı ve yürüyüşleri sırasında propaganda suçunu işleyen çocukların sanki yasal bir derneğe üyeymiş gibi tipiklik unsuru düzenlenmiş, 3713 sayılı Yasanın uygulanmaması hukuka ve Anayasaya uygun değildir. Türk devletinin ve Cumhuriyet’in varlığını tehlikeye düşürecek her türlü eyleme karşı yasa koyucunun gerekli önlemleri alması şart ve gereklidir. 3713 sayılı Kanunda bu zorunluluktan doğmuştur. Getirilen düzenlemenin pozitif ayrımcılık olmadığı yukarıda açıklanmıştır."

(Büyük harfli ve altı çizili yer, karardan aynen alınmıştır. Kalınlaştırma ise bana aittir.)

Birileri lütfen Sayın Hakim'e, mahkemenin karar vermesinin bir "lüks" olmadığını izah edebilir mi?

Aslında kendisine izah edilmesi gereken pek çok şey daha olduğunu düşünüyorum. Örneğin, Sayın Hakim benim başlıkta belirttiğim düşünce tarzını benimsemiş olabilir ve bu ciddi bir sorundur. Ama üzerinde en öncelikli olarak durulması gereken sorun, Sayın Hakim'in zihniyetinin geliştirilmesinden önce, o zihniyetin o makama yerleştirilmesindedir.

Hepimize, terörle mücadele etmek zorunda kalmadığımız günler dilerim.

Çünkü eğer böyle mücadele edecek isek, memleketin dörtte biri içeride, dörtte biri dağda ve dörtte biri toprak altında olacak. Kalan dörtte bir ise, diğer üçünün yoluna düşmeme kaygısıyla, "korkak eski dünya" içerisinde çürüyüp gidecek.

Çok sevgiler,
Göksun.

15 Haziran 2012 Cuma

Leyla'dan geçme faslı ve bir efsanenin sonu


Leyla Zana’nın son röportajını okuyunca, üstünüze bir ferahlık geliyor. Hele, o malum 1-2 cümleyi çıkarırsanız, "ne kadar da doğru düşünüyor" diyorsunuz. Böyle şey gibi, politikada özlediğiniz sağduyuyu bulmuşsunuz, Kürtlerin sorunları çözüme kavuşmaya başlamış, saçma sapan etnik aidiyetlerden sıyrılıp haklar ekseninde birleşiyormuşuz gibi.

Türkiye'yi ya da gündemi hiç bilmeyen biri bu röportajı okusa, sanacak ki ortada sadece, son derece saygılı-seviyeli giden ve tamamen siyasi nitelikte birtakım "pürüzler" mevcut.

Tamam iyi de...

Leyla Zana'nın, Erdoğan'ın gücünü takdir etmesine de hadi yine itiraz etmeyebilirdik de; çünkü doğruya doğru, adam güçlü beyler…  Ama o güç dediğimiz, aslında zorbalıktan beslenen bir diktatörya olmaya daha yakın gibi. Bunu nasıl yapalım?

"Kim kendini ifade ettiyse, isyan ettiyse kendini içeride buldu." dedikten sonra, üstelik çocuğunuz yaşında biri sırf sizin oralarda herkesin boynundaki bir şeyi taşıyor diye 11 yıl ceza alabiliyorsa, nasıl bu kadar umutlu olabiliyorsunuz sayın Zana?

Hala TRT Şeş diyor. O değil de, bir Uludere vardı, biraz ondan da bahsetseydik? Hiç anmamışsınız? 

Tamam TRT Şeş evet ve 90'lardaki gibi de değiliz. Doğru. Ama o zaman, size doğrultulmuş olan namluyu görüyordunuz. Şimdi ise, sırtınızı tatlı tatlı sıvazlıyorlar ya, sadece gazınız çıksın diye değil o. Hedefi düzeltmek için. 

*
Röportajın tamamını şurada bulabilirsiniz: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20756906.asp

Sevin sevmeyin, Leyla Zana muhalefeti en "delikanlı" yapanlardan biridir. İsterseniz en kafatasçısından ırkçı olun, Zana'nın kendi fikri için göze aldığı şeyleri inkar edemezsiniz. 

Eğer o bile Erdoğan'ın "tek adamlığını" bunca kabul etmişse, bu dünya gerçekten geçersiz işlemler yürütüyor, rica ederim kapatılsın. 

11 Haziran 2012 Pazartesi

Benim bedenim değil, hayatım.

Bişey sorucam, kürtaj meselesini "benim bedenim" argümanı üzerinden tartışmak sizce de fazla yüzeysel kalmıyor mu?

Tamam senin bedenin, ama buradaki olay bedenden çok daha büyük ve önemli. Senin "varoluşunla" alakalı. Hayatı algılayış şeklin, yaşam tarzın, içinde bulunduğun koşullar, ilişkilerine bakış açın, kendin için çizdiğin yol ve tabii ki beden bütünlüğün... Bunların hepsi -ve daha fazlası- sözkonusu. Yani allahaşkına, bedensel olarak hiç ama hiçbir müdahaleye gerek kalmadan "bölünerek çoğalabiliyor" olsaydık, senin "iraden dışı bölünmen" sorun olmayacak mıydı o zaman?

Kürtaj yasağı, kişinin bedeni üzerindeki hakkını gasp etmekten çok daha büyük bir kepazeliktir. Çünkü insanın doğrudan "varoluşunu" gasp eder. Kendinize ilişkin planlarınızı yok sayar. İradenize karşı durur. Sizi, istemediğiniz bir şeye zorlar ve bu şekilde, sadece sizin değil, ailenizin, o çocuğun babasının, o babanın ailesinin ve en önemlisi, çocuğun kendisinin hayatını doğrudan etkiler.

Sadece "kendisine göre" uygun olan tek bir kararla, hadi sizden de vazgeçelim, sizi doğurmaya mecbur bıraktığı çocuğu "persona non grata" ilan eder. 

İşte, kürtaj tartışmasını beden üzerinden yürütmek, bu yüzden son derece yüzeysel ve yanlıştır. Katılmıyorum. Evet benim bedenim, ama her şeyden önce, benim hayatım. Sen de, asıl bu yüzden efendi olup haddini bilmelisin. 

Kaldı ki, ille "benim bedenim benim kararım" diyeceksek, asıl muhatabımız Başbakan değil Yargıtay olmalı.

Gündemden uzağım bugünlerde, meğer Yargıtay'daki efendiler cinsel ilişki şekillerine de karışır olmuşlar.

Meğersem, iki insan arasında ve karşılıklı iradeyle girilen birtakım ilişki şekilleri, "hayvanlı ya da cesetli porno" olarak değerlendirilesiymiş.

Ben TCK 226'yı bilmiyordum, şöyleymiş: "Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." Sizin partnerinizle, gayet mutlu mesut ve "istediğiniz şekilde" yaşadığınız cinsel hayat, meğer "doğal olmayan yol" gibi ne olduğu belli olmayan bir kapsamın içinde olabilirmiş.

Şimdi aslında buradaki olay şu, adamın biri porno CD satıyor tamam mı. Bu yüzden bir ceza alıyor zaten. Yalnız, cezayı az bulan Yargıtay, "Arkadaş burada doğal olmayan ilişki var" diyerek cezayı 226/2 uyarınca artırıyor. 

Yani Yargıtay'ın doğal olan ve olmayan diye ayırdığı ilişki türleri var. Yani Yargıtay, sizin partnerinizle isteyerek yaşayacağınız cinselliğin niteliğini belirleyebiliyor. 

Yani Yargıtay, mesela eşcinsel iseniz, sizin ilişkinizi kafadan harcayabiliyor. Ya da, seksi bir grup halinde mi yaptınız, grubun tüm üyelerinin iradeleri de bu yönde miydi? Yargıtay'ı ilgilendirmez. Siz artık insan değilsiniz, yaptığınız iş hayvanlı pornoyla aynı şekilde değerlendiriliyor çünkü.

Ha tabii bir de şu var... Bu görüntüleri bulundurmak da suç. Yani siz, kimseyle hiçbir şey yaşamaksızın, hiçkimsenin iradesine hiçbir müdahalede bulunmaksızın, "kendi kendinize" takılırken de suç işliyorsunuz aslında. 

Pardon, kimin bedeniydi, bir şeyler diyordunuz ama... Kaçırmışım orayı ben...?

1 Haziran 2012 Cuma

Rabb'ime sordum beni iplemedi


Bugün metrobüste Anda’yla karşılaştık. İdare mahkemesine gidiyormuş, yani devlete karşı dava açmaya.

"N’olacak bu memleketin hali" muhabbeti yaparken, bundan sonra artık idari davaların da yasaklanacağını düşündük. Zira "devlete karşı açmış" oluyorsun, bundan ala "devlete karşı işlenen suç" mu olur?

Biliyorsunuz, idare hakimlerinin %20'si zaten hukuk mezunu değil. Şimdi bu %20 barajını da kaldırmayı düşünüyorlar. Eh artık bizim bu konuştuğumuz şey alelade bir geyik muhabbeti olmuyor haliyle. Bence gayet mümkün.

İşyerime gelince, dün Feysbuk'ta gördüğüm "son 24 saat içerisinde türkiye" başlığına baktım. Allahaşkına, ben bu devlete karşı nasıl suç işlemeyeyim?

Hayır, yurtdışında işe yarar bir diplomam da yok ki anasını satim. N’apıcam elin memleketinde Türkiye'nin "acele bacı stayla" şeklinde hazırlanıp her sene ellibin kere değişen ve 3-5 farklı hukuk sisteminin beceriksizce kolajından ibaret olan kanunlarını mı anlatıcam?

Aman ya of. Rabb'ime de soruyorum soruyorum bişey de demiyo.