Merhaba arkadaşlar,
Dünkü gazeteyi gönderirken keşke "son" vurgusu yapmasaymışım. Zira RG'yi uzun süredir takip eden biri olarak, gazetenin "belirli gün ve haftalardan" hemen bir önceki gün dopdolu olacağını bilmem gerekirdi.
Bugün öyle flaş haberler yok, fakat bilmekte fayda var...
- Gerçi bu flaş olabilir. Mevzuatı bilmediğim için değerlendiremiyorum.
Çevre Hukuku ile ilgili arkadaşlar için gelsin: Çevre Kanunu'nca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik değişitirilmiş. Buyrun: http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111231-3-1.pdf
Eğer aramızda bunu okuyup değerlendirebilecek biri varsa, şahsen benim için çok tatminkar bir yılbaşı kıyağı olur :) Bilmek lazım böyle şeyleri.
- Sıradaki değişiklik taşımacılar için geliyor, Karayolu Taşıma Yönetmeliği değişmiş. http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111231.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111231.htm
Avukatlığa "kamyonculukla" başladığım için bu mevzuatı pas geçemiyorum. Umarım işinize yarar.
- Aha buldum flaş haber... Vallahi sonradan gördüm, başta dikkatimden kaçmış...
Harçlar Kanunu Genel Tebliği var iki tane, bunların biri ayrıca önemli. Şudur: http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111231.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111231.htm
Yani diyor ki, biz bu kanuna göre alınan nisbi ve maktu tüm harçlara %15 zam yaptık diyor. Şüphesiz ki biz, size tefecinizden daha yakınız diyor. Kulağımla duydum.
Bu bizim dava harçlarımızı da etkiliyor değil mi? "Değil mi" derken, yani yanlış bilmiyorum değil mi anlamında, gerçek bir soru.
Bir de peşin veriyorduk zaten.
"Uğaşma uzlaş" da var zaten.
Ya kardeşim, ben gayet sevmeye ayarlı, sistemine nefret duygusunun tanıtılmamış olduğu, son derece kendi halinde bir insan evladıyım; ama neden beni bu kadar zorluyorsun? Zorla nefret ettirecekler ya. Avukatlığı bırakıp arabulucu olucam şerefsizim. Çiçek gibi. "Hadi öpüşün barışın" diyerek kazanacağım hayatımı. Geleceğim kes-sinlikle daha parlak olur.
- Zaten her sene yenisi yapılan Sağlık Uygulama Tebliği, yeni yayınlanmamış gibi, bir de değiştirilmiş. Şurada: http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111231.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111231.htm
Önemli olan husus şu ki, artık şöyle bir şey var:
“(4) Sağlık hizmeti sunucusu, sunduğu sağlık hizmetleri öncesinde, alacağı ilave ücrete ilişkin olarak hasta veya hasta yakınının yazılı onayını alır. Bu yazılı onay alınmadan, işlemler sonrasında herhangi bir gerekçe ileri sürerek ilave ücret talebinde bulunamaz.
(5) Hastanın acil haller nedeniyle sağlık hizmeti sunucusuna başvurması ve acil halin sona ermesi halinde, acil halin sona erdiğine ve müteakip işlemlerin ilave ücrete tabi olduğuna ilişkin hastaya/hasta yakınına SUT eki “Acil Halin Sona Ermesine İlişkin Taahhütname” (Ek-4/C)’nin kullanılarak, yazılı ve imza karşılığı bilgi verilmesi zorunludur."
Müvekkillerinizi bilgilendiriniz.
*
Efendim bu vesile ile, hepimize tekrar iyi bir yıl diliyorum. :)
Ahmet Abi'nin gönderdiği "ilk 3 kelime senin olsun" testinde "umut-değişim-kuvvet" çıktı benim için. Umutsuz halimden sıyrılıp değişik biri olacağım, bu da bana kuvvet verecek yorumunu yaptım, iyi geldi :) Siz de yapın bence, insana moral veriyor :)
Umutlarınızın kırılmadığı, kırılsa bile son tahlilde "o zaman iyi ki de öyle olmuş" dediğiniz bir yıl diliyorum.
Bir insanı sevmekle başlasın yeni yılınız, zira "bu bir sevgi olayı Ercan" :)
31 Aralık 2011 Cumartesi
Bu sefer gerçekten son gazete bak. Vallayi.
Etiketler:
çevre kanunu,
harçlar kanunu,
karayolu taşıma yönetmeliği,
resmi gazete,
sağlık uygulama tebliği
30 Aralık 2011 Cuma
Uludere - haber
Bunların burada durmasını istiyorum:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1074002&Date=30.12.2011&CategoryID=77
"F-16 savaş uçakları, İnsansız Hava Araçları’ndan (İHA) gelen görüntüler üzerine PKK’lı sandıkları Irak’tan kaçak mazot getiren vatandaşları bombaladı. Şırnak’ın Uludere ilçesi’ne bağlı Ortasu Köyü’ne yakın sınır bölgesinde meydana gelen olayda, 35 vatandaş yaşamını yitirirken bazılarının da kayıp olduğu iddia edildi. Bombardımanda yaşamını yitirenlerin büyük çoğunluğunun 20 yaşın altında lise öğrencileri olduğu açıklanırken, 28 kişinin ise akrabalık bağı bulunduğu belirtildi. Ortasu Köyü Muhtarı Haşim Encü, Radikal’e yaptığı açıklamada, “Hepsi akrabamız. Bir kısmı kayıp. İçim yanıyor” dedi. Taşdelen Köyü Muhtarı Fikret Kaya ise Ortasu’nun korucu köyü olduğunu ifade ederken, ölen çocukların çoğunun da korucu, şehit ve gazi çocuğu olduğuna dikkat çekti. Kaya, “Kaçakçılık sürekli oluyor. Bölge askeri bugüne kadar hukuk çerçevesinde mücadele ediyordu” diye konuştu. “Dedelerimizden beri sınır ticareti var. Şu ana kadar devlet bizi idare ediyordu” diyen Sabri Encü de bombardımanı duyduklarını ve sabah olay yerine gidip katırlarla cenazeleri aldıklarını, birçoğunun paramparça olduğunu söyledi.
‘Yolumuzu kestiler’
Saldırıdan sağ kurtulan Servet Encü ise yaşadıkları dehşeti Radikal’e şöyle anlattı: “21.30‘da sınırı geçmeden önce köyden telefon geldi. ‘Asker yolu kesmiş, gelmeyin’ dediler. Askerin gitmesini bekledik. 10 dakika sonra bombalamaya başladılar. 100 metre uçtum. Bir buçuk saat baygın kaldım. Köyle aramızda yaklaşık dört kilometre vardı. Yapacak başka bir işimiz yok. İki üç yıldır bu işi yapıyordum. Arkadaşlarımın hepsini kaybettim.”
*
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1073985&Date=30.12.2011&CategoryID=77
"Şırnak’ın Uludere ilçesi kırsalında 35 köylünün PKK’lı sanılarak uçakla bombalanmasının arkasında, insansız hava araçları (İHA) tarafından sağlanan ‘eşzamanlı’ görüntülerin yeterince analiz edilmeden operasyon kararı alınması çıktı. Yakın zamana kadar Türk Silahlı Kuvvetleri, İHA’lar tarafından saptanan görüntünün istihbarat analizini içeren sekiz aşamalı prosedürden sonra operasyon kararı alıyordu, ancak PKK’nın bazı saldırılarından sonra hükümetin de isteği ile bu süreç kısaltıldı ve ‘pratik olma’ amacıyla, ‘vur’ emrinin verilmesi 2. Ordu ve 2. Hava Kuvvet Komutanlığı’nın ortak kararına bırakıldı. Uludere yakınlarındaki hava saldırısı öncesindeki görüntülerin ABD’ye ait Predator’lardan değil, Heron’lardan sağlandığı öğrenildi.
Hükümet, Ağustos 2011’den itibaren terörle mücadelenin yurtiçinde ve yurt dışında daha aktif yapılabilmesi için yeni bir konsept belirlemişti. Yurt içindeki operasyonlarda jandarma-polis, polis-kara kuvvetleri, kara kuvvetleri-hava kuvvetleri arasındaki koordinasyonun artırılması için sivil iradenin yetkisi arttırılmıştı. Bölgedeki illerde bir Vali Yardımcısı bu konularda görevlendirilirken, yurt içinde son iki haftada PKK’ya karşı operasyonlarda başarı sağlanması bu koordinasyona ve prosedürlerin kaldırılarak ‘aktif, hızlı operasyon’ konseptine geçilmesine bağlanıyordu. Yeni konseptte sınır ötesi hava operasyonlarında da prosedürler azaltılmıştı.
Bu kapsamda İHA’dan gelen gerçek zamanlı ham görüntülerin yerde analizini içeren sekiz aşamalı süreç de PKK’lıların elden kaçırılması gibi gerekçelerle kaldırıldı ve operasyon kararı alma yetkisi 2. Ordu ile 2. Hava Kuvvet Komutanlığı’na bırakıldı.
2 saatte operasyon kararı
Edinilen bilgiye göre Uludere yakınlarında gerçekleştirilen operasyonda kullanılan görüntüler, ABD kaynaklı değil, Türkiye’nin sahip olduğu İHA’lardan elde edildi. Gelen görüntülerden, tespit edilen ‘yaşam belirtilerinin’ PKK’lı olup olmadığını tespit etmek mümkün değildi. Bu nedenle, istihbaratın bu bilgiyi desteklemesi ve yapılacak istihbarat analizinde grubun PKK’lı olduğu tespitinin yapılması gerekiyordu. PKK’lıların Irak’ın kuzeyinden gelerek sınıra yakın karakol ve üs bölgelerine eylem yapacağı istihbaratının artması, bölgenin PKK’nın geçiş noktalarından biri olması, insanlarla birlikte yüklü katırların bulunması gibi gerekçelerle hızlı bir şekilde operasyon kararı alındı. 28 Aralık Çarşamba günü saat 18.39’da Heronların tespit ettiği görüntülerin Batman’daki üsse anında iletilmesinin ardından 20.30 itibariyle operasyon kararı alındı ve uçaklar 21.37’de bölgeyi ateş altına aldı.
TSK emrinde 40 İHA var. Bunların 10’u gelişmiş teknolojiyle yapılan Heron’lar. 30 araç ise yerli yapım olan Türk Özgün İnsansız Hava Aracı.
Genelkurmay
İstihbarat sonucu...
Genelkurmay, olaydan yaklaşık 13 saat sonra bir açıklama yaptı. Bölgenin 47 dakika bombalandığı belirtildi. Açıklamada, şöyle denildi:
* Terör örgütü elebaşılarının son dönemde verdikleri kayıplar için gruplara misilleme talimatı verdikleri ve bu doğrultuda özellikle sınırötesinde Sinat-Haftanin’e takviye maksadıyla çok sayıda terörist gönderildiği bilgisi alınmıştır.
* Çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat ve yapılan teknik analizler sonucunda, içlerinde örgüt elebaşılarının da bulunduğu terörist grupların bölgede bir araya geldikleri ve sınır hattındaki karakol ve üs bölgelerimize yönelik saldırı hazırlığı içinde oldukları anlaşılmış ve ilgili birlikler ikaz edilmiştir.
* Geçmişte bölücü terör örgütünce gerçekleştirilen saldırılarda, teröristlerin kullandığı ağır silah, cephane ve patlayıcıları yük hayvanları ile Irak’tan getirerek sınırdan içeri soktukları, teslim olan terörist ifadelerinden bilinmektedir.
* Bölücü örgüt mensuplarının, Irak’ın kuzeyinden gelerek hududumuza yakın karakol ve üs bölgelerimize eylem yapacağına dair istihbaratın artması üzerine, keşif ve gözetleme gayretleri sınır boylarında arttırılmıştır. Bu kapsamda, 28 Aralık 2011 günü saat 18.39’da, Irak sınırları içinde hududumuza doğru bir grubun hareket halinde olduğu İHA görüntüleri ile tespit edilmiştir.
47 dakika bombalandı
* Grubun tespit edildiği bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru hareketin tespit edilmesi üzerine ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır.
* Olayın meydana geldiği yer, bölücü terör örgütünün ana kamplarının konuşlu olduğu, sivil yerleşim bulunmayan, Irak’ın kuzeyindeki Sinat-Haftanin bölgesidir.
* İdari ve adli inceleme ve işlemler devam etmektedir.”
----
13 Soruda Uludere Katliamı http://www.bianet.org/bianet/siyaset/135160-13-soruda-uludere-katliami#.TwGnSwjpyGg.twitter
Gültan Kışanak meclis konuşması http://www.youtube.com/watch?v=p0E8Swi3Mnc
Özgür Mumcu köşeyazısı: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1074594&Yazar=OZGUR-MUMCU&CategoryID=98
Sağ kalanların kaçakçılıktan ifadeye çağrılması: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1075763&CategoryID=77
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1074002&Date=30.12.2011&CategoryID=77
"F-16 savaş uçakları, İnsansız Hava Araçları’ndan (İHA) gelen görüntüler üzerine PKK’lı sandıkları Irak’tan kaçak mazot getiren vatandaşları bombaladı. Şırnak’ın Uludere ilçesi’ne bağlı Ortasu Köyü’ne yakın sınır bölgesinde meydana gelen olayda, 35 vatandaş yaşamını yitirirken bazılarının da kayıp olduğu iddia edildi. Bombardımanda yaşamını yitirenlerin büyük çoğunluğunun 20 yaşın altında lise öğrencileri olduğu açıklanırken, 28 kişinin ise akrabalık bağı bulunduğu belirtildi. Ortasu Köyü Muhtarı Haşim Encü, Radikal’e yaptığı açıklamada, “Hepsi akrabamız. Bir kısmı kayıp. İçim yanıyor” dedi. Taşdelen Köyü Muhtarı Fikret Kaya ise Ortasu’nun korucu köyü olduğunu ifade ederken, ölen çocukların çoğunun da korucu, şehit ve gazi çocuğu olduğuna dikkat çekti. Kaya, “Kaçakçılık sürekli oluyor. Bölge askeri bugüne kadar hukuk çerçevesinde mücadele ediyordu” diye konuştu. “Dedelerimizden beri sınır ticareti var. Şu ana kadar devlet bizi idare ediyordu” diyen Sabri Encü de bombardımanı duyduklarını ve sabah olay yerine gidip katırlarla cenazeleri aldıklarını, birçoğunun paramparça olduğunu söyledi.
‘Yolumuzu kestiler’
Saldırıdan sağ kurtulan Servet Encü ise yaşadıkları dehşeti Radikal’e şöyle anlattı: “21.30‘da sınırı geçmeden önce köyden telefon geldi. ‘Asker yolu kesmiş, gelmeyin’ dediler. Askerin gitmesini bekledik. 10 dakika sonra bombalamaya başladılar. 100 metre uçtum. Bir buçuk saat baygın kaldım. Köyle aramızda yaklaşık dört kilometre vardı. Yapacak başka bir işimiz yok. İki üç yıldır bu işi yapıyordum. Arkadaşlarımın hepsini kaybettim.”
*
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1073985&Date=30.12.2011&CategoryID=77
"Şırnak’ın Uludere ilçesi kırsalında 35 köylünün PKK’lı sanılarak uçakla bombalanmasının arkasında, insansız hava araçları (İHA) tarafından sağlanan ‘eşzamanlı’ görüntülerin yeterince analiz edilmeden operasyon kararı alınması çıktı. Yakın zamana kadar Türk Silahlı Kuvvetleri, İHA’lar tarafından saptanan görüntünün istihbarat analizini içeren sekiz aşamalı prosedürden sonra operasyon kararı alıyordu, ancak PKK’nın bazı saldırılarından sonra hükümetin de isteği ile bu süreç kısaltıldı ve ‘pratik olma’ amacıyla, ‘vur’ emrinin verilmesi 2. Ordu ve 2. Hava Kuvvet Komutanlığı’nın ortak kararına bırakıldı. Uludere yakınlarındaki hava saldırısı öncesindeki görüntülerin ABD’ye ait Predator’lardan değil, Heron’lardan sağlandığı öğrenildi.
Hükümet, Ağustos 2011’den itibaren terörle mücadelenin yurtiçinde ve yurt dışında daha aktif yapılabilmesi için yeni bir konsept belirlemişti. Yurt içindeki operasyonlarda jandarma-polis, polis-kara kuvvetleri, kara kuvvetleri-hava kuvvetleri arasındaki koordinasyonun artırılması için sivil iradenin yetkisi arttırılmıştı. Bölgedeki illerde bir Vali Yardımcısı bu konularda görevlendirilirken, yurt içinde son iki haftada PKK’ya karşı operasyonlarda başarı sağlanması bu koordinasyona ve prosedürlerin kaldırılarak ‘aktif, hızlı operasyon’ konseptine geçilmesine bağlanıyordu. Yeni konseptte sınır ötesi hava operasyonlarında da prosedürler azaltılmıştı.
Bu kapsamda İHA’dan gelen gerçek zamanlı ham görüntülerin yerde analizini içeren sekiz aşamalı süreç de PKK’lıların elden kaçırılması gibi gerekçelerle kaldırıldı ve operasyon kararı alma yetkisi 2. Ordu ile 2. Hava Kuvvet Komutanlığı’na bırakıldı.
2 saatte operasyon kararı
Edinilen bilgiye göre Uludere yakınlarında gerçekleştirilen operasyonda kullanılan görüntüler, ABD kaynaklı değil, Türkiye’nin sahip olduğu İHA’lardan elde edildi. Gelen görüntülerden, tespit edilen ‘yaşam belirtilerinin’ PKK’lı olup olmadığını tespit etmek mümkün değildi. Bu nedenle, istihbaratın bu bilgiyi desteklemesi ve yapılacak istihbarat analizinde grubun PKK’lı olduğu tespitinin yapılması gerekiyordu. PKK’lıların Irak’ın kuzeyinden gelerek sınıra yakın karakol ve üs bölgelerine eylem yapacağı istihbaratının artması, bölgenin PKK’nın geçiş noktalarından biri olması, insanlarla birlikte yüklü katırların bulunması gibi gerekçelerle hızlı bir şekilde operasyon kararı alındı. 28 Aralık Çarşamba günü saat 18.39’da Heronların tespit ettiği görüntülerin Batman’daki üsse anında iletilmesinin ardından 20.30 itibariyle operasyon kararı alındı ve uçaklar 21.37’de bölgeyi ateş altına aldı.
TSK emrinde 40 İHA var. Bunların 10’u gelişmiş teknolojiyle yapılan Heron’lar. 30 araç ise yerli yapım olan Türk Özgün İnsansız Hava Aracı.
Genelkurmay
İstihbarat sonucu...
Genelkurmay, olaydan yaklaşık 13 saat sonra bir açıklama yaptı. Bölgenin 47 dakika bombalandığı belirtildi. Açıklamada, şöyle denildi:
* Terör örgütü elebaşılarının son dönemde verdikleri kayıplar için gruplara misilleme talimatı verdikleri ve bu doğrultuda özellikle sınırötesinde Sinat-Haftanin’e takviye maksadıyla çok sayıda terörist gönderildiği bilgisi alınmıştır.
* Çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat ve yapılan teknik analizler sonucunda, içlerinde örgüt elebaşılarının da bulunduğu terörist grupların bölgede bir araya geldikleri ve sınır hattındaki karakol ve üs bölgelerimize yönelik saldırı hazırlığı içinde oldukları anlaşılmış ve ilgili birlikler ikaz edilmiştir.
* Geçmişte bölücü terör örgütünce gerçekleştirilen saldırılarda, teröristlerin kullandığı ağır silah, cephane ve patlayıcıları yük hayvanları ile Irak’tan getirerek sınırdan içeri soktukları, teslim olan terörist ifadelerinden bilinmektedir.
* Bölücü örgüt mensuplarının, Irak’ın kuzeyinden gelerek hududumuza yakın karakol ve üs bölgelerimize eylem yapacağına dair istihbaratın artması üzerine, keşif ve gözetleme gayretleri sınır boylarında arttırılmıştır. Bu kapsamda, 28 Aralık 2011 günü saat 18.39’da, Irak sınırları içinde hududumuza doğru bir grubun hareket halinde olduğu İHA görüntüleri ile tespit edilmiştir.
47 dakika bombalandı
* Grubun tespit edildiği bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru hareketin tespit edilmesi üzerine ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır.
* Olayın meydana geldiği yer, bölücü terör örgütünün ana kamplarının konuşlu olduğu, sivil yerleşim bulunmayan, Irak’ın kuzeyindeki Sinat-Haftanin bölgesidir.
* İdari ve adli inceleme ve işlemler devam etmektedir.”
----
13 Soruda Uludere Katliamı http://www.bianet.org/bianet/siyaset/135160-13-soruda-uludere-katliami#.TwGnSwjpyGg.twitter
Gültan Kışanak meclis konuşması http://www.youtube.com/watch?v=p0E8Swi3Mnc
Özgür Mumcu köşeyazısı: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1074594&Yazar=OZGUR-MUMCU&CategoryID=98
Sağ kalanların kaçakçılıktan ifadeye çağrılması: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1075763&CategoryID=77
Etiketler:
genelkurmay,
uludere
Son iş günü Resmi Gazetesi - Doktorlar ve diğerleri
Merhaba arkadaşlar,
Öncelikle rica ediyorum, "İş Kanunu'nda cumartesi de iş günüdür, ehe ehe" gibi bi avukat esprisi yapmayın. "Bugün Cuma, enseyi kapa" demiş atalarımız.
Bugün şunlar var:
- Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği değiştirilmiş. Eğer yanlış anlamadıysam, "kimlik paylaşım sistemi" diye bir şey var ve artık her yere elimizde ikametgah belgesiyle gitmemiz gerekmiyor. Buyrun: http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111230-6.htm
Diyor ki yönetmelik:
"(1) Kimlik Paylaşımı Sistemi çerçevesinde adres bilgisine erişebilen kurumlarca ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalarca kişilerden ayrıca yerleşim yeri ve diğer adres belgesi veya yerleşim yeri ve adres bilgilerine ilişkin başkaca belge istenemez."
"(3) Kimlik Paylaşımı Sistemi çerçevesinde kimlik bilgisine erişebilen kamu kurum ve kuruluşlarınca ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalarca kişilerden ayrıca nüfus cüzdanı örneği veya kimlik bilgilerine ilişkin başkaca bir belge istenemez."
miş. Bankalar isteyemiyor o tamam, ama erişim yetkisinin diğer hangi kurum ve kuruluşlarda olduğunu bilmiyoruz.
Yani bankalar, devletin kurum ve kuruluşlarından bu derece daha muteber.
Gerçi herhangi başka bir yerin, devlet kurumlarından daha muteber olması beni bozmaz. Hatta hoşuma gider. Fakat bunun banka olması da hoş bir ironi. Tanrı sanırım, "Tamam ben bir yerleri daha üstün kılıcam söz, ama neresi olacağını da bırak ben belirleyeyim..." diye sesleniyor.
Bi de tabii, bu paylaşım sistemi denen şeyin "kendisi" var.
Ben bilimkurgu edebiyatını ve distopyaları severim; o yüzden sırf bu konuda on sayfa yazabilirim ama endişelenmeyin, yazmayacağım. Zira bu konuda ne desek birileri önceden zaten demiş, yazmış veya filmini yapmış olacak.
- Biliyorsunuz yeni asgari ücret dün açıklandı. Linki de elinizin altında bulunsun, aramayın: http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111230-11.htm
- Son olarak, buyrun bu da sözleşmeli sağlık personeli istihdamına ilişkin karar: http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111230-1.htm
Yani diyor ki, "Eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla," sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilebilir.
Ya gerçekten çok acayip bir ülke burası. Öğretmene iş devlete öğretmen lazım, kadro açmaz sözleşmeli alırlar, o da yetmez yurtdışından öğretmen getirirler. Sağlıkçılar iş ve sosyal hak için ısrarla eylem yapar, devlet yine bu işlere hiç el atmadan "iğreti bir sözleşmeyle" alır, yine yurtdışından adam getirme derdine düşer. Avukatlar (gerçi bunlar pek bir şey yapmazlar ama neticede mutlu olmadıklarını biliyoruz) "işimiz elden gidiyor" diye arabuluculuğa karşı çıkarlar ama o arada yabancı büroların gelişi kolaylaştırılır. (Bkz. Bu hafta içi gönderdiğim TBB Avukatlık Ortaklığı Yönetmeliği değişikliği)
Bu arada, kararın eki olan listede belirtilen sayıların nasıl belirlendiğini ve başvuruların nasıl değerlendirileceğini bilmiyoruz, o apayrı.
Yani nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça.
*
Sonuç olarak, zaten insan gibi gelip kapıyı çalmayı bile bilmeyen Noel Baba'dan doğru düzgün bir Resmi Gazete beklemek hayalcilik olurdu.
Endişeniz olmasın, noel ve yılbaşının farkını biliyorum ama giderayak bu değerlendirmeyi de yapmak istedim.
Hepimize, her sabah dinç uyandığımız ve bu uyuyabilmenin işsizlikten kaynaklanmadığı bir yıl diliyorum :)
Çok sevgiler ve çok iyi dileklerimle,
Göksun.
Öncelikle rica ediyorum, "İş Kanunu'nda cumartesi de iş günüdür, ehe ehe" gibi bi avukat esprisi yapmayın. "Bugün Cuma, enseyi kapa" demiş atalarımız.
Bugün şunlar var:
- Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği değiştirilmiş. Eğer yanlış anlamadıysam, "kimlik paylaşım sistemi" diye bir şey var ve artık her yere elimizde ikametgah belgesiyle gitmemiz gerekmiyor. Buyrun: http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111230-6.htm
Diyor ki yönetmelik:
"(1) Kimlik Paylaşımı Sistemi çerçevesinde adres bilgisine erişebilen kurumlarca ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalarca kişilerden ayrıca yerleşim yeri ve diğer adres belgesi veya yerleşim yeri ve adres bilgilerine ilişkin başkaca belge istenemez."
"(3) Kimlik Paylaşımı Sistemi çerçevesinde kimlik bilgisine erişebilen kamu kurum ve kuruluşlarınca ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalarca kişilerden ayrıca nüfus cüzdanı örneği veya kimlik bilgilerine ilişkin başkaca bir belge istenemez."
miş. Bankalar isteyemiyor o tamam, ama erişim yetkisinin diğer hangi kurum ve kuruluşlarda olduğunu bilmiyoruz.
Yani bankalar, devletin kurum ve kuruluşlarından bu derece daha muteber.
Gerçi herhangi başka bir yerin, devlet kurumlarından daha muteber olması beni bozmaz. Hatta hoşuma gider. Fakat bunun banka olması da hoş bir ironi. Tanrı sanırım, "Tamam ben bir yerleri daha üstün kılıcam söz, ama neresi olacağını da bırak ben belirleyeyim..." diye sesleniyor.
Bi de tabii, bu paylaşım sistemi denen şeyin "kendisi" var.
Ben bilimkurgu edebiyatını ve distopyaları severim; o yüzden sırf bu konuda on sayfa yazabilirim ama endişelenmeyin, yazmayacağım. Zira bu konuda ne desek birileri önceden zaten demiş, yazmış veya filmini yapmış olacak.
- Biliyorsunuz yeni asgari ücret dün açıklandı. Linki de elinizin altında bulunsun, aramayın: http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111230-11.htm
- Son olarak, buyrun bu da sözleşmeli sağlık personeli istihdamına ilişkin karar: http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111230-1.htm
Yani diyor ki, "Eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla," sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilebilir.
Ya gerçekten çok acayip bir ülke burası. Öğretmene iş devlete öğretmen lazım, kadro açmaz sözleşmeli alırlar, o da yetmez yurtdışından öğretmen getirirler. Sağlıkçılar iş ve sosyal hak için ısrarla eylem yapar, devlet yine bu işlere hiç el atmadan "iğreti bir sözleşmeyle" alır, yine yurtdışından adam getirme derdine düşer. Avukatlar (gerçi bunlar pek bir şey yapmazlar ama neticede mutlu olmadıklarını biliyoruz) "işimiz elden gidiyor" diye arabuluculuğa karşı çıkarlar ama o arada yabancı büroların gelişi kolaylaştırılır. (Bkz. Bu hafta içi gönderdiğim TBB Avukatlık Ortaklığı Yönetmeliği değişikliği)
Bu arada, kararın eki olan listede belirtilen sayıların nasıl belirlendiğini ve başvuruların nasıl değerlendirileceğini bilmiyoruz, o apayrı.
Yani nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça.
*
Sonuç olarak, zaten insan gibi gelip kapıyı çalmayı bile bilmeyen Noel Baba'dan doğru düzgün bir Resmi Gazete beklemek hayalcilik olurdu.
Endişeniz olmasın, noel ve yılbaşının farkını biliyorum ama giderayak bu değerlendirmeyi de yapmak istedim.
Hepimize, her sabah dinç uyandığımız ve bu uyuyabilmenin işsizlikten kaynaklanmadığı bir yıl diliyorum :)
Çok sevgiler ve çok iyi dileklerimle,
Göksun.
Etiketler:
adres kayıt sistemi,
resmi gazete,
sosyal güvenlik,
sözleşmeli personel
29 Aralık 2011 Perşembe
Cezada temyiz harcı kalktı.
Haberi sabah mail grubuna göndermiştim ama buradan duyurmayı unuttum...
Ceza temyizi için verdiğimiz 40 liralık harç iptal edilmiş. İptal hükmü 6 ay sonra yürürlüğe girecekmiş.
Bu harç 31 Mart 2011 tarihli bir kanunla gelmişti. İptali ise yürürlüğe (neredeyse) Haziran 2012'de girecek.
Eğer "Abi biz harcı koyalım, AYM'ye gidilip bir karar verilip o karar yürürlüğe girene kadar ne toplarsak artık..." dememişlerse, ben de bu ülkeyi hiç tanımıyorum.
Çok sevgiler,
Göksun.
Etiketler:
resmi gazete,
temyiz harcı
28 Aralık 2011 Çarşamba
Bi CHP vardı ne oldu ona?
Arkadaşlar günaydın,
Resmi Gazete bugün çok kalabalık ve bizi ilgilendiren şeyler de var içinde.
Önce "ilgilendirmeyenleri" aradan çıkaralım.
- Kaliteli Çay Yaprağı Temini Amacıyla Budamaya Tabi Tutulan Çaylıklar Nedeniyle Üreticilerin Uğradığı Gelir Kaybının Tazminine Dair Karar diye bir şey var, bunu biliyor muydunuz? Bir daha "Nerde bu devlet!" derken lütfen o devletin budanmış çay yapraklarını bile düşündüğünü aklınızdan çıkarmayın taam mı? "Leave the Tayyip alone!"
- Genel Sağlık Sigortası Kapsamında Gelir Tespiti, Tescil ve İzleme Sürecine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yayınlanmış. Kurcalamadım, karışık geldi.
Ben sosyal güvenlik hukukunu zaten ezelden beri sevmem (Ama Ömer Hoca'yı çok severim o ayrı) çünkü çok naalet bir hukuktur. Bir devlet, kendi vatandaşına yapacağı -üstelik de zorunlu- yardımı bu kadar saçma sapan detaya boğar mı ya? Bir ülkenin sosyal güvenlik mevzuatı ne kadar karışıksa o ülke o kadar adam olmaz diyorum. Bizimkinin de malum, maşallahı var... Bakacaksın bana kardeşim, hem nazlanma, senin de hoşuna gidecek...
- Muhtelif AYM kararları var, hepsini saymadım ama -abartmıyorum- belki 40 ayrı düzenlemenin iptali istenmiş. Bunlardan saaadece iki tanesi iptal edilmiş. Onlar da İmar Kanunu'nun Ek 3 maddesine ilişkin. Adamlar "kanun yetmiyor" diye "ek madde" koyuyorlar, sonra o madde de iptal ediliyor. Çok güzeliz. Sıradaki şarkı annemden, kanunkoyucular için geliyor: "Yamalıklı böğrü neler ister gönlü..."
Yalnız şu istatistik enteresan... Bi CHP vardı ya bi ara, hala var mı bilmiyorum... Şimdi bu parti, müt-temadiyen AYM'ye gidiyor tamam mı. Düzenli takip ettiğim tek gazete Resmi Gazete olduğundan mütevellit, biraz (!) gecikmeli de olsa hepsinden haberdar oluyorum.
Bugünkü RG onlara çıkmış adeta. 21 tanesi Sosyal Güvenlik Kanunu, 7 tanesi Tanık Koruma Kanunu, 7'si de başka bir torba kanuna ilişkin olmak üzere tam 35 ayrı iptal talebinde bulunmuşlar, bunlardan iki tanesini kabul ettirebilmişler... (Yukarıda dediğim, İmar Kanunu ile ilgili olanlar bunlar işte.)
Eğer "Bizim ne kadar muhalif ruhlu olduğumuz, yılmadan açtığımız davalardan belli..." diye düşünüyorlarsa, kusura bakmasınlar, ben bu RG bültenini sadece belirli insanlara yayabilirim... Tüm mail adreslerine de "Bakın bakın bakın Kılıçdar Bey yine dava açmış, bakın nasıl koşuyor hakkınızın peşinden..." diye yazıp gönderemem ki. Bence bu tip icraatlarını bi "forward mail" haline getirsinler, "bu maili on dakika içinde on kişiye yollamazsan CHP senin iptalin için dava açacak" filan muhabbeti dönsün.
Bu arada şaka bir yana, kararları detaylı okumuyorum, harbiden de haklı olabilirler, saygı duyarım. Ben burada onu konuşmuyorum. Özetle diyorum ki, üstünden Deniz Baykal cuntası geçmiş bir partiden olup olacağı budur diyorum.
- Eveeeet, şimdi gelelim fasulyenin faydalarına...
Arkadaşlar, Avukatlık Kanunu tasarısı nasıl gidiyor bilmiyorum ama, biz ne dersek diyelim adamlar kararlı, yabancı bürolar gümbür gümbür geliyor. Zira TBB Avukatlık Ortaklığı Yönetmeliği'nde değişiklik yapılmış ve yabancı bürolar, yabancı sermaye olmaları bağlamında Hazine'den izin belgesi almak zahmetinden kurtarılmış.
Yönetmelik md.7/e-1 kaldırılmış ki şunu istiyordu: Yabancı sermayeyi teşvik mevzuatı çerçevesinde Türkiye'de faaliyette bulunabileceğine ilişkin Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünden alınmış izin belgesi, (Buyrun: http://www.barobirlik.org.tr/mevzuat/avukata_ozel/yonetmelikler/ortaklik.aspx)
İkinci bir haber, Adli Yardım Yönetmeliği değişmiş. Artık canlarının istediğine daha fazla para verebilecekler.
İki madde arasındaki yedi farkı bulunuz:
Eski: "Adli yardımla görevlendirilen avukata, görevlendirmeye konu iş için asgari ücret tarifesinde gösterilen maktu ücret peşin ödenir. Aynı işe birden fazla avukat görevlendirilemez. Ancak görevden çekilen avukatın yerine yeni görevlendirilen avukata ayrıca ücret ödenir."
Yeni: "“Adli yardımla görevlendirilen avukata, görevlendirmeye konu iş için asgari ücret tarifesinde gösterilen maktu ücret baro yönetim kurulu kararı ile peşin ödenir. Ancak yargılama sırasında avukatın, harcayacağı emek ve mesai ile davanın önem ve özelliğini açıklayan talebi üzerine, davanın niteliği de göz önünde bulundurularak, asgari ücret tarifesinde gösterilen maktu ücretin bir katına kadarının ödenmesine baro yönetim kurulunca karar verilebilir. Aynı işe birden fazla avukat görevlendirilemez. Ancak görevden çekilen avukatın yerine görevlendirilen yeni avukata ayrıca ücret ödenir.”
Evet sevgili genç kardeşlerim, CMK zaten yalan bir şeydi, adli yardımı da bu şekilde şeyettiler. "Madem bunun bir sırası var ve buna müdahale etmek sıkıntılı, e bari bizimkilere fazla para verelim..." diyerekten.
Şimdi ben ulusalcılarla cemaatçileri neden sevmem biliyor musunuz, insanın bebekliğinden itibaren içine işlenen aidiyet duygusuyla oynadıkları için. (İkisini saydığıma bakmayın, bununla oynayan hiçkimseyi sevmem.)
İşte bu hukukçu (!) milletini de o yüzden sevmiyorum. İnsanın mayasında olan saf adalet duygusunu bu kadar hunharca katlettikleri için.
Neyse zaten asabiyim, ağır konuşmuştum da sildim. Bloguma filan da koyuyorum ben bunları, durduk yerde agresyon yapmayalım.
Ama anladınız siz.
Çok sevgiler,
Göksun.
Etiketler:
adli yardım,
barolar birliği,
chp,
genel sağlık sigortası,
resmi gazete,
sosyal güvenlik,
yabancı hukuk büroları
25 Aralık 2011 Pazar
Vatan yahut Seyşeller...
(Tarihlerden 22 Aralık 2011, günlerden perşembe...)
Arkadaşlar günaydın,
Bedelli'nin usûl ve esasları yayınlanmış, buyrun: http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111222.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111222.htm
18 maddelik bişey, kolay okunuyor. Aklıma kalanlara göre, eğer bedeli ödedikten sonra askerlik hizmeti kapsamından çıkarılır veya ödemeniz sürerken askerliğe elverişsiz hale gelirseniz, paranız iade ediliyor.
Bedeli isterseniz bir defada, isterseniz yarısı peşin öbür yarısı 6 ayda ödüyorsunuz. Vade farkı yok ama peşin indirimi de yapmıyorlar.
Yalnız benim en sevdiğim madde şu oldu; eğer siz "taam ben askerliğe elverişli değilim ve buna ilişkin raporum da var, ama bak ölümü gör, ben de bedelliden faydalanmak istiyorum..." diyorsanız, bu usûl ve esaslar sizi de asker yapabiliyor. Parayı verip bu şerefe nail olabiliyorsunuz. Of çok mutluyum.
İki de sorum olacak; şimdi ben 15bin lirayı verdim, öbür 15bin'i de ödeme sürecindeyim...
- Eğer o arada bana karşı suç işlenirse askere karşı mı olacak o suç?
- Eğer ödemeyi yapmaz ya da ne bileyim, bir şekilde ödemede dolandırıcılık yaparsam, askeri suça girecek mi bu?
**
Aynı RG diyor ki, başka bir BK kararında, Seyşeller'le vizemiz kalkmış.
Bunu "Olm bak bedelliye vereceğin parayla tatilin kralını yaparsın, iyi düşün..." mesajı vermek için bugün yayınlamış olabilirler.
Fakat ben "Olm bak askere gitmezsen Seyşeller'e gidersin" şeklinde bir telkini daha uygun buldum.
Çok sevgiler, bol tatiller, ilk hedefimiz Seyşeller, falan filan...
Göksun.
Arkadaşlar günaydın,
Bedelli'nin usûl ve esasları yayınlanmış, buyrun: http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111222.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111222.htm
18 maddelik bişey, kolay okunuyor. Aklıma kalanlara göre, eğer bedeli ödedikten sonra askerlik hizmeti kapsamından çıkarılır veya ödemeniz sürerken askerliğe elverişsiz hale gelirseniz, paranız iade ediliyor.
Bedeli isterseniz bir defada, isterseniz yarısı peşin öbür yarısı 6 ayda ödüyorsunuz. Vade farkı yok ama peşin indirimi de yapmıyorlar.
Yalnız benim en sevdiğim madde şu oldu; eğer siz "taam ben askerliğe elverişli değilim ve buna ilişkin raporum da var, ama bak ölümü gör, ben de bedelliden faydalanmak istiyorum..." diyorsanız, bu usûl ve esaslar sizi de asker yapabiliyor. Parayı verip bu şerefe nail olabiliyorsunuz. Of çok mutluyum.
İki de sorum olacak; şimdi ben 15bin lirayı verdim, öbür 15bin'i de ödeme sürecindeyim...
- Eğer o arada bana karşı suç işlenirse askere karşı mı olacak o suç?
- Eğer ödemeyi yapmaz ya da ne bileyim, bir şekilde ödemede dolandırıcılık yaparsam, askeri suça girecek mi bu?
**
Aynı RG diyor ki, başka bir BK kararında, Seyşeller'le vizemiz kalkmış.
Bunu "Olm bak bedelliye vereceğin parayla tatilin kralını yaparsın, iyi düşün..." mesajı vermek için bugün yayınlamış olabilirler.
Fakat ben "Olm bak askere gitmezsen Seyşeller'e gidersin" şeklinde bir telkini daha uygun buldum.
Çok sevgiler, bol tatiller, ilk hedefimiz Seyşeller, falan filan...
Göksun.
Etiketler:
bedelli askerlik,
resmi gazete
24 Aralık 2011 Cumartesi
Kürk önemli yalnız.
(Bunu bu ayın başında yazmışım. Ben o kararı vermiştim, daha doğrusu zaten başka türlüsü mümkün değildi ki zaten...)
Acilen bir karar vermem lazım.Ya "avukat gibi" görünüp "avukat hanım" egosu yaşayacağım,
Ya da kendi halimde devam edip, 27.5 yaşında hala "ilk işiniz mi?" diye sorulmasıyla mutlu olacağım.
İlkini yaparsam, müvekkil nezdinde daha ağır algılanıp, avukat gibi görünmem halinde bana iltifat etme sözü veren adamla devam edeceğim.
İkincide kalırsam, "bodur tavuk her dem piliç" olmaya devam edecek.
İlkindeki ego tehlikeli. Beni bozar. Ki ben bu egoyu yaptığım dakika, en başta o bana iltifat etme sözü veren adamın kendisi kaçar.
İkincisindeki hal ise, para kazandırmıyor hacı.
Ya arkadaş, ben mesleğimi harbiden seviyorum, gerçekten başka bişey olamazdım bak.
Ama insanı zorla kendinden soğutuyosunuz
Etiketler:
bir avukatın günlüğü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)