mahkeme masrafları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahkeme masrafları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2012 Pazartesi

Vekalet ücreti nedir ne değildir?

Avukatlara değil, avukat arayanlara sesleniyorum:

Davayı kazandığınız zaman, avukat ücretini kaşı taraftan almıyorsunuz.

Karşı taraftan alınan para, sizin avukata vereceğiniz para değil.

Yani diyorum ki, avukatın parasını karşı taraf vermiyor.

Tekrar ediyorum, yargılama gideri denen şey avukat ücreti değil.

Yine söyleyeyim, avukat sizden alacağı parayı karşıdan istemiyor.

Anlatabildim mi, on kere daha tekrar edeyim mi?

*
Şimdi değerli müvekkiller, size durumu izah edeyim...

Diyelim ki birine 20bin liralık dava açtınız. Bu dava için de, avukatınızla 2bin liraya anlaştınız.

1. Aslında bu davanın bedeli, asgari ücret tarifesine göre - bak "asgari" diyorum, beş bin liradır.
2. Zaten iki bin liraya yaptırıyorsunuz, bunu bir de "dava sonunda öderiz yeaa" diye ertelemeyin. Davanızın tahsil kabiliyeti kazanmasına 3 yıl filan var; biz sizden 3 yıl sonra ödemek üzere bir iş istesek ne derdiniz, onu düşünün.

Bu arada yanlış anlaşılmayayım, sorun müvekkilin ödeme gücü-güçsüzlüğü değil, saygısızlığı. Gerçekten ödeyemeyecek olmak başka, bunu sırf küçük hesapçılığından ödememek başka şey.

Gelelim en önemli kısma...

3. Artık masraflar peşin alınıyor. Yani bunu biz almıyoruz, mahkemeler alıyor. Yani, sizin davanızı açabilmek için bu masrafların tamamını daha baştan vermek şart. Yani bunu kendimiz için değil, sizin davanızı açabilmek için istiyoruz. Yani yaklaşık 600 lirayı tık diye ödemeyene dava yok. Bunun biz demiyoruz devlet diyor. Anlaştık mı? Anlaşamadıklarımızı HMK'ya havale ediyorum, "HMK ne la" derseniz prosedür kanunu. Eğer okur da anlamazsanız, tekrar düşünün, biz avukatlar neciyiz?

4. Eğer davayı kazanırsanız, bu harç-masraf gibi şeyleri karşı taraftan isteyebiliyorsunuz. Bunda bir sıkıntı yok. Bak burayı hemen anladınız di mi...

5. Sizin avukatınızla yaptığınız iki bin liralık sözleşme ise bu kapsamda değil.

Bakın değerli müvekiller, sizin avukatınızla yaptığınız sözleşme başkadır, avukatın dava kazanmış olmaktan kaynaklanan yasal avukatlık ücreti başkadır. Sizinle aradaki anlaşma, tamamen iki kişi arasında kalan, kimseyi ilgilendirmeyen, uyulmadığı takdirde yine sizin aranızda halledilecek olan bir meseledir. Avukatın sizden alacağı iki bin liralık ücret, sizinle arasındaki sözleşmeden doğar.

Yasal avukatlık ücretinin ise, sizinle alakası yoktur.

Bir dava kazanıldığı zaman, kaybeden taraf, kazanan tarafın avukatına bir karşılık ödemek zorundadır. Bu bir sözleşmede değil, kanunda yazar.

Bunun mantığı da şudur, kaybeden taraf, haksız olmasına rağmen yargıyı uğraştırmıştır. Kazananın avukatı, müvekkilinin mevcut hakkını savunmak için emek ve mesai harcamıştır. Yani "yargıyı uğraştırmak" dediğimiz şey sadece hakimi-savcıyı uğraştırmak değildir çünkü avukat da bu yargının üçüncü ayağıdır. Siz devleti yorduğunuz kadar, yargının üçüncü ayağı olan avukatı da yormuş olduğunuz için, bunu yasal olarak ödemek zorunda tutulursunuz.

Ha peki bu yasal ücret neden hakime - savcıya ödenmiyor derseniz, çünkü onlar devlet memuru. Ayrıca, eğer herhangi bir taraftan karşılık alacaklarını bilirlerse, tarafsızlık yalan olur.

Ama biz serbest meslek erbabıyız. Emek ve mesai kavramlarımız, memurlarınkinden farklı. Kaldı ki, biz elbette ki sizi savunacağız, tamam kişi olarak taraf olamayız, ama avukat olarak "tarafı" temsil ediyoruz. Üstelik, kazandığımız zaman alacağımızı bildiğimiz bir "bonus" niteliğindeki "meslek hakkı," performansımızı da artırır.

Eğer kalkıp da "ya ben avukata neden ücret vereyim ki, nasıl olsa karşı taraftan almıyor mu" derseniz neler olur:

Açıkça, "ben sana para vermem, paranı 3 yıl sonra karşı taraftan al" demiş olursunuz.

1. Üç yıl meselesine yukarıda değinmiştik.
2. "Ben sana emeğinin karşılığını filan vermem" diyen birinin hakkını neden savunmam gerektiğini söyler misiniz?
3. Emek sömürücülüğü iğrenç bir şeydir.
4. Bir kişiden, karşılık alamayacağı bir işi yapması nasıl istenebilir?

Anlatabildim mi değerli müvekkiller?

Bütün bunlardan sonra haaalaaa "avukat ne yeaa iki laf ediyor..." kafasındaysanız, içimdeki vahşi sizin için "ay bunu kimse savunmasın yaa..." diyor ama, yine içimdeki adalet duygusunu böyle dangozlar için çürütmek de doğru değil. Oralara girmeyelim. Özetle, Rabb'im o kafalarla karşılaştırmasın...

Hukuklu günler,
Göksun.





30 Eylül 2011 Cuma

HUMK tarifeleri yayınlandı

Günaydın arkadaşlar,

RG'de bugün, bilirkişi, tanık, hakem ve gider avansı tarifeleri yayınlanmış. 1 Ekim'de yürürlüğe giriyor, ona göre.

Ayrıca, Rekabet Kurulu'ndan izin alınması gereken birleşme ve devralmalara ilişkin de bir tebliğ var.

Buyrun: http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/09/20110930.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/09/20110930.htm

Bilirkişiler için önceden böyle bir tarife var mıydı? Yani ben hiç duymadım ve denk de gelmedim ama şurda kaç yıl oldu ki zaten :)

Bunu şu yüzden soruyorum, tarifeye göre bu ücret en fazla asliye ticaretlerde, o da 300 lira olabiliyormuş. Yüzlerce liralık ücretler vardı, ne oldu onlara? Böyle bir tarife vardı da ücretler ona rağmen yüksek idiyse, yeni tarifeyi umursamayıp önüme bakacağım.

Fakat ilk defa çıkıyorsa, Kanunkoyucu'nun amacının, bilirkişiliğin bir meslek olmasının önüne geçmek olduğunu düşünebilir miyiz?

Sözkonusu bilirkişilik olunca, düşük ücret almanın "yan (!) gelirlere daha fazla yol açacağı" yönünde bir görüşe katılmıyorum. Yan gelir alanlar zaten ihtiyaçları olduğundan almıyordu, bu bir dünya görüşü meselesidir. Fakat bu kadar düşük tutulmasını da ilginç buldum. Açıkçası hoşuma da gitti. Çünkü bilirkişi ücreti çok ciddi bir külfet oluyor pek çok zaman. Hele işçi vekilleri için.

Yalnız bu kanunkoyucunun Yargı için iyi bir şeyler yapmasını gerçekten hayret verici buluyor ve altında bir mana aramaya devam ediyorum. Mükremin Abi'den geliyor: "Kesin kötü bişey dedi bu."

*
Haaah, ben dedim size, bunlar kaşıkla verdiğini kepçeyle alır diye...

Gider Avansı Tebliği'nden bildiriyorum: Dava açarken üstümüzde ne var ne yok tüm ağırlıklarımızdan kurtulacağız zaten.

Şöyle ki:

Gider avansı miktarı
MADDE 4 – (1) Davacı,

a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri,
b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri,
c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı avansı ile birlikte 75 TL. ulaşım gideri,
ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Ücret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilirkişi ücreti,
d) Diğer iş ve işlemler için 50 TL,

toplamını avans olarak öder.

Bilginiz olsun. Dava dilekçesinde tüm delillerin bildirildiği yetmedi (ki bunu sevmedim zaten) bir de masrafları tamamlayacağız. Bir de, tanık sayısı bildirilmemişse en az 3 tanık ücreti diyor. İki tanıktan fazla dinleyen kaç hakim kaldı ki?

Harcanmayan avansı geri alabiliyormuşuz. Ama şu var, diyelim ki benim tanık masrafım fazla geldi, çünkü 3 tanık bildirmiştim ama hakim ikisini dinledi. Ama keşif ücretim eksik kaldı. Eksik kısmı içeride kalan tanık parasından tamamlayabiliyor muyum yoksa müvekkilden yeniden ayrıca masraf istemem mi lazım? Biri bana anlatsın.

Yani aslında düşününce bu da o kadar da kötü değil mi bilemedim... Müvekkile farklı zamanlarda yok bilirkişi yok keşif yok bilmem ne diyeceğine, "dava açıyoruz kardeşim boru değil, bunları ödemezsen davan açılmaz, senin bileceğin iş." diyerek tüm masrafları tek kalemde alıyorsun. Giderek ısınıyor muyum ne? Bilemedim.

Çok sevgiler,
Göksun.