eczacılık kanunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eczacılık kanunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2019 Salı

Eczacılık diploması kiralamanın cezaları

Merhaba :)

Verdiğimiz bu uzun araya, bugünlerde çok sorulan bir konuyla son vermek iyi olur diye düşündüm. Nitekim "eczacının muvazaası" hakkında zihinler gerçekten de biraz karışık.

Muvazaa, hukuktaki karşılığı aslında bambaşka olan bir kavram. Eczacılıktaki karşılığını ise "diploma kiralama" olarak özetleyebiliriz. Buradaki muvazaa'dan kastımız eczacılıktaki olacak. 

*
Cezalara geçmeden önce eczacıları bir konuda uyaralım, diploma kiralamanın sizin eczacılık sorumluluklarınıza hiçbir etkisi yoktur. Hastalara, danışanlara, depolara, SGK'ya, eczacı odasına, sağlık müdürlüklerine ve her yere karşı her zaman siz sorumlu olursunuz. 

*
Gelelim bunun yaptırımlarına. Diploma kiralamaya üç farklı koldan ceza uygulanır. Bunların her birini farklı bir kurum verdiğinden, iptalleri için farklı davalar açmak gerekir

*
Ceza veren kurumlardan biri eczacı odaları üzerinden Türk Eczacıları Birliği'dir. "Muvazaa yaptığı" düşünülen eczacıya eczacı odası tarafından 180 güne kadar meslekten men cezası verilebilir. Fakat meslekten men cezaları ancak Türk Eczacıları Birliği'nin onayıyla işlerlik kazanır. Odanın verdiği karar, eczacı itiraz etmemiş olsa dahi, kendiliğinden TEB'e gönderilir ve dosya TEB tarafından da incelenir. Meslekten men cezaları ancak TEB tarafından onaylanınca uygulanabilir.

Meslekten men, sadece eczanenin kapatılması anlamına gelmez. Ceza süresi boyunca eczacılık mesleğini hiçbir şekilde yapamamak anlamına gelir. 

Bu cezanın iptali için idari yargıda dava açılabilir. Yürütmenin durdurulması kararı alınması mümkündür. Yürütme durdurulduğu takdirde, dava sonuçlanıncaya kadar eczane kapanmaz.

*
Diğer bir ceza, ruhsatnamenin 5 yıl süreyle iptalidir. Bu cezayı il sağlık müdürlükleri aracılığıyla valilikler vermektedir. Ruhsatı muvazaa sebebiyle iptal edilen eczacı 5 yıl süreyle eczane açamaz.

Ruhsatnamenin iptali eczacılığı başka şekillerde yapmaya engel değildir. Eczacı eczane açamaz ama mesul müdürlük, sanayi eczacılığı, ikinci eczacılık vs. yapabilir.

Bu cezanın iptali için ayrı bir idari dava açılmalıdır. Yürütmenin durdurulması kararı yine bu davada da mümkündür.

*
Maddi olarak en ağır ceza, SGK'nın geriye dönük ödeme talebidir. SGK Protokolü'ne göre, muvazaa yaptığı tespit edilen eczacıya sözleşme kapsamında yapılan tüm ödemeler yasal faiziyle geri alınacaktır.

Burada muvazaanın tespit edildiği yıla ilişkin değil, zamanaşımı süresi olan 5 yılın içindeki tüm ödemelerin talep edildiği görülmektedir. Özellikle yoğun SGK reçeteleri karşılayan eczanelerde, bu ceza milyonlarca lirayı bulabilmektedir.

Bu cezanın iptali davası asliye hukuk mahkemesinde açılır. İhtiyati tedbir kararı alınması mümkündür. Yürütmenin durdurulması kararı gibi, ihtiyati tedbir kararı da dava sonuçlanıncaya kadar cezanın tahsilini durdurur.

*
TEB'den ya da valilikten ceza alan eczacıların "nasıl olsa eczaneyi kapattım, açmasam da olur" diyerek dava açmamayı düşündüklerini görmekteyiz. Fakat eczane açmasalar bile SGK'nın yüklü cezası mutlaka gelmekte, eczacılar yine mağdur olmaktadır. Cezaya karşı tüm yasal yolların kullanılması çok önemlidir.

Burada sadece cezalardan bahsettik çünkü her bir olay kendine özgüdür. Muvazaa iddiası her olayda başka bir veriye dayandırılabilir, bu sebeple her bir savunmanın da kendine özgü hazırlanması gerekir. 

Her bir davanın farklı koşulları ve süreleri varsa da, idari davalar ayrıca bir teknik bilgi gerektirir. Hak kaybına uğramamak için, size herhangi bir kurumdan ceza gelir gelmez hukuki yardım almanız iyi olacaktır. 

Sağlıklı ve hukuklu günler,
Av. Göksun.

18 Temmuz 2017 Salı

"Eczacı" nedir ne yapar?

Dışarıdan bakılan bir işin kapsamını anlamak kolay değil. Hani hep anlatılır ya, kendisine "Bu resmi sadece 2 dakikada yaptınız" diyen kişiye Picasso "Hayır, 60 yıl artı 2 dakika" diye cevap vermiş... Hikaye gerçek mi bilemiyorum ama bu çok da önemli değil, neticede doğru bir anafikirden bahsediyor.

İşte bu "iki dakikanın" acısını bir biz avukatlar çok çekeriz, bir de eczacılar çok çeker.

Madem öyle, eczacının tam olarak ne olduğunu ve ne yaptığını yasal düzlemde bir görelim.

Eczacının görev kapsamı eczacılık mevzuatında yeteri kadar izah edilmiş bir şey değil. Örneğin hastayı aydınlatma yükümlülüğünün sınırlarını nerede çizeceğimi bilmiyoruz. O yüzden farklı bir yönetmeliğe bakmaya ihtiyacımız var: "Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik."

Bu yönetmeliğin ekindeki tanımlara göre, eczacı şu kişidir: 

a) İlaç hammaddeleri ile ilaç ve ilaç müstahzarlarının araştırılmasını, tasarımını, geliştirilmesini, üretimini, kalite kontrolünü ve tanıtımını yapar, kalite güvencesini sağlar. İlaç ve müstahzarların ruhsatlandırılmasını, dağıtımını, depolanmasını ve korunmasını sağlar.

b) Hastanelerde ve serbest eczanelerde reçeteli ve reçetesiz ilaç ve müstahzarların hazırlanmasını, hastaya sunulmasını, kaydedilmesini ve hastanın ilaç tedavi sürecinin izlenmesini sağlar, ortaya çıkan istenmeyen etkileri sorumlu tabip ile paylaşır.

c) Kozmetik ürünler ile bitkisel droglar, bunları içeren müstahzarlar ve homeopatik ürünlerin araştırılması, tasarlanması, geliştirilmesi, üretimi ve sunumunda görev alır ve bu preparatlar hakkında danışmanlık hizmeti verir.

ç) Akılcı ilaç kullanım ilkelerine uygun hareket eder.

d) Hastayı, ilaçları, ilaçların uygulanmasında kullanılan araçları ve tıbbi cihaz ve malzemelerini güvenli ve etkin bir şekilde kullanabilmesi için bilgilendirir.

e) Tıbbi ürünlerin güvenli şekilde kullanımlarının sağlanması için advers etkilerin sistematik bir şekilde izlenmesi, bu hususta bilgi toplanması, kayıt altına alınması, değerlendirilmesi, arşivlenmesi, taraflar arasında irtibat kurulması ve beşeri tıbbi ürünlerin yol açabileceği zararın en alt düzeye indirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması hususlarında, farmakovijilans çalışmalarını yürüterek mevzuatın yüklediği görevleri yerine getirir.

f) Majistral preparatları, sitotoksik, steril ilaçları ve radyofarmasötik ürünleri, ürün kalitesi, güvenilirlik ve etkinliğini güvence altına alacak şekilde hazırlar ve sunar.

g) Steril ürünleri, son ürünün sterilitesini güvence altına alacak şekilde hazırlayarak sunar.

ğ) İlacın üretim ve dağıtım kanalları ile analiz laboratuarlarının ve klinik araştırma ve uygulama merkezlerinin denetiminde görev alır.

h) İlaç etkileşimleri, uyumsuzluk ve kontrendikasyonları, yan etkileri, doz ve uygun ilaç depolama konuları ile ilgili olarak hekimlere ve hastalara bilgi ve danışmanlık hizmeti verir.

ı) İlaçların kullanımı, saklanması ve imhası ile ilgili potansiyel zararlılık risklerine karşı hasta, toplum ve çevre bilinci oluşturulmasını sağlar ve sorunların çözümünde görev alır.
Yani eczacı gerçekten en yakın sağlık danışmanımız arkadaşlar, kesin bilgi yayalım :)

27 Mayıs 2016 Cuma

Tıbbi Cihaz Kurumu'ndan cevap var

Tekrar merhaba,

Bundan tam bir ay önce, sıkça karşılaştığımız bazı meseleleri Tıbbi Cihaz Kurumu'na sorduğumdan bahsetmiştim.

Bu soruların cevabı kanun veya yönetmelikte bulunmadığından, sadece yorum yoluyla bir yol bulabiliyoruz. Fakat hukukta yorumların sonu yok, Kurum'un bizimle aynı fikirde olmama ihtimali her zaman var. İşte bu yüzden, vitrin giydirmelerinden kamulaştırmanın da nüfus kriterine istisna oluşturup oluşturmayacağına kadar pek çok soruyu hazırlayıp üç tam sayfa halinde gönderdim. Tamamını şurada bulabilirsiniz: Tıbbi Cihaz Kurumu'na sorularımız

Resmi cevap elime dün ulaştı.

Şu kadar, bütün cevap şu kadar:

"İlgide kayıtlı dilekçeniz incelenmiş olup, eczanelere ait tüm iş ve işlemlerin 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ve 28970 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda yürütülmekte olduğu hususunu bilginize rica ederim."

Nasıl yani? Gerçek mi bu?

Biz zaten kanunda ve yönetmelikte bulunmayanları, zaten tam da bulunmadıkları için sormadık mı? Ben bir şeyleri mi kaçırdım?

Belli ki öyle olmuş ya da belki anlatamamışız, o da değilse sorularımızı kimse okumamış. Hadi diyelim sorularımızı bir okuyan oldu, demek ki o kişi kanuna bir kere olsun bakmamış.

O da mı olmadı?

O zaman belki, Kurum'da bu tür sorular yeterince önemsenmiyor da olabilir.

Netice olarak elbette tekrar soracağız. Madem tüm  sorularımızı üç koca sayfada tane tane anlattık, tane tane cevap almak da hakkımız.


Bu akşam, Klinik Eczacılık Derneği'nin PharmaClass organizasyonu için Antalya'ya gidiyoruz. Kongre programını şurada bulabilirsiniz: http://www.pharmaclass.org/?p=program

Önümüzdeki hafta Tıbbi Cihaz Kurumu ve SGK'yla tekrar görüşeceğiz :)

Çok sevgiler,
Av. Göksun.

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Eczaneyi neden şirket olarak kuramıyoruz?

Merhaba,

Sunumlarda hep soruluyor: Tamam eczacı olarak bir şirkette yönetici olamıyoruz ama, kendi eczanemizi şirket olarak kuramıyor muyuz?

Hayır, bu mümkün değil.

Bunu açıklamak için şu kanundan girip bu kanundan çıkabiliriz elbette. Fakat hiç bunlarla uğraşmadan, adım adım gidelim.

Fakat yine de, çerçevemizi çizmek adına, "tüzel kişi" konusunda bir iki cümle etmemiz lazım.

Hukukta iki tür "kişi" var. Biri gerçek kişiler, yani biz insanlar. Diğeri ise tüzel kişiler, yani kurumlar, dernekler, vakıflar ve ticaret şirketleri.

Tüzel kişileri de nihayetinde insanlar yönetiyor evet. Ama onların hukuki varlığı farklı. Zaten bu yüzden, şirket borçlarından direkt olarak ortakları sorumlu tutamıyoruz. Örneğin bir anonim şirkette ortaksınız, şirketin dünya kadar borcu var. Ama alacaklı bunu sizden isteyemiyor. Sebep işte bu "tüzel kişilik." Şirket artık sizden farklı bir kişi, onun sizden farklı borç ve alacakları var. İşte bu yüzden, şirketin kazandığı para asla sizin cebinize direkt olarak girmiyor ve onun borcu da sizden çıkmıyor.

Buradan hareketle;

Bir kere zaten eczaneler ancak eczacılar tarafından açılabiliyor bunu biliyoruz. Yani bir "gerçek kişi" olmak ve bu gerçek kişinin de eczacı olması şart. Tüzel kişiler meslek sahibi olamayacağından, eczacı da olamaz. Eczacı olmayan kişi de eczane açamaz. Bu bir.

İkincisi, diyelim ki siz şirket sözleşmesine "Bu eczane şirketi sadece eczacılar tarafından yönetilecektir" yazdınız. Yine mi olmaz?

Olmaz.

Şimdi bu tüzel kişilik meselesini bir kenara bırakalım, olaya başka bir yerden bakalım.

Mesela, olmaz ya, siz eczanenizi tek kişilik bir şirket olarak kurdunuz. Yöneticisi müdürü her şeyi sizsiniz. Bir kere bu zaten sizin bizzat ticaret yasağınıza aykırı, çünkü artık siz eczacılık değil limited şirket müdürlüğü yapan birisiniz.

Eczane ruhsatı eczacı olmayan birine devredilemez ama limited şirket müdürlüğü devredilebilir.
Eczaneye ortak olunamaz ama şirkete olunabilir.
Eczaneye kayyım atanmaz ama şirkete atanabilir.
Eczane bir sözleşmeyle kurulmaz ama şirket sözleşmeyle kurulur.
Vergi rejiminiz değişir.
Bu örnekler sonsuz sayıda uzatılabilir. Aklıma ilk önce bunlar geliyor.

Bunları yasaklayamazsınız. "Eczanemi şirket olarak kuruyorum ama ortak almayacağım" diyemezsiniz. Yani elbette dersiniz, ama bu sizin kişisel inisiyatifiniz olarak kalır. Bu inisiyatif bir gün değişebilir veya  başkası kendi şirketini sizinki gibi kurallarla kurmayabilir. Kanun bu riski almaz.

Vefat ederseniz, şirket hisseleri mirasçılarınıza intikal eder. Ama eczanede işler farklı oluyor biliyorsunuz, mirasçılar aralarından birini seçip onun lehine feragat edecekler, verese ruhsatı alınacak, mesul müdür atanacak vesaire.

SGK ödemeleri size değil şirkete yapılacak, şirket alacaklıları sizi değil şirketi takip edecek. Fakat siz, limited veya anonimde olduğu gibi "benim şahsi borcum değil" diyerek veya payınızı devrederek çıkıp gidemezsiniz, çünkü siz zaten o işin "kendisisiniz." Alacaklılar SGK ödemelerinden şu anda da tahsilat yapabilir zaten, yani şirket olmanın size bu konuda hiçbir avantajı olmayacak.

Bunların hepsinin özünde, şirketin sizden bağımsız bir hukuki varlık olması yatıyor. Eczane ise, sizden bağımsız değildir ve olamaz. Eczanenin sizden bağımsız olması hukuken mümkün değildir; olursa zaten orası eczane değildir.

Umarım anlatabilmişimdir.

Çok sevgiler,
Av. Göksun.

27 Nisan 2016 Çarşamba

Tıbbi Cihaz Kurumu'na sorularımız

Merhaba,

Geçen hafta bugün, Pfizer Türkiye'nin "Açık Eczane Toplantıları" kapsamında Ataköy Hyatt Regency'deydik. Anadolu Yakası'ndan ve hatta İstanbul dışından gelen eczacıların da katıldığı, iki buçuk saate yaklaşan verimli bir görüşme oldu.

Kanun ve Yönetmelik'te belirsizliğini koruyan hala çok fazla şey var. Yanı sıra, farklı il/ilçe sağlık müdürlükleri de kuralları farklı uygulayabiliyor. Bunun örneğini en sık vitrin giydirmesiyle ilgili olarak duyuyoruz; kimi ilçelerde vitrine hiçbir şey konamazken, kimi ilçelerde ise "endikasyon belirtilmeyen ürünlere" yasak uygulanmıyor. Benzer bir durum ruhsatı askıya alma işleminde de var, kimi illerde eczaneyi boşaltıp başka iş yapabiliyormuşsunuz fakat bu her yerde mümkün olmuyor.

Toplantıya katılan eczacılarla bütün bunları konuştuk. Eczacılık mevzuatında en sık karşılaşılan veya en "açık kalmış görünen" yerleri belirledik. Ben de bu sorularımızı sıralayıp açıklayarak, biraz önce Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'na postaladım.

Metnin tamamı uzun fakat özetle, sorularımız şunlar:

1. Askerliğini eczacı olarak yapmış meslek mensuplarının hizmet puanı hesaplanırken, askerdeki hizmetleri de "meslekte geçirilen yıl" kapsamında olacak mıdır?

Askerlik süresince, TSK tarafından eczacı olarak istihdam edilmek gibi bir durum sözkonusu. O halde bu sürenin de meslekte geçirilen yıldan sayılması gerekir.

2. Vitrin giydirmeleri konusunda, ürünler arasında bir fark var mıdır?

Aslında Yönetmelik böyle bir ayrım yapmamış. Yani giydirme yasağı tüm ürünler için geçerli. Fakat bazı müdürlüklerin "endikasyon belirtilmiyorsa yasak değil" şeklinde görüşleri olduğunu duyduk.

3. Ruhsatı askıya alma işlemi için, eczacının bunu gerektiren bir mazeret sunması gerekli midir?

Kanun'da "birden fazla eczanesi bulunan yerlerde eczacının talebiyle" diyor; yani özel bir gerekçeye ihtiyaç yok. Fakat yönetmelik, "hastalık veya sair mazeret" ifadesini kullanmış. Bu konuyu da sorduk.

4. Ruhsatı askıya alınmış olan eczane yerinin boşaltılması mümkün müdür?

Askı süresinde eczacının başka bir iş yapamayacak olmasına dair bir TİTCK görüşü mevcut. Fakat eczaneyi boşaltıp boşaltmama konusunda en azından bilgimiz dahilinde bir yazılı görüşleri bulunmuyor.

5. İdarenin kamulaştırma kararı, nüfus kriterinin uygulanmasına bir istisna mıdır?

Nüfus kriterinin uygulanmasındaki mücbir sebep istisnalarına kentsel dönüşüm de eklendi, isabet oldu. Yine bir idari karar olan kamulaştırma ise istisna olarak sayılmamış. Fakat eğer istisnanın maksadı eczacıyı kendi sebep olmadığı ve uymak zorunda olduğu kural sebebiyle nüfus kriterine abi olmaktan kurtarmaksa, bunun da sayılması gerekir.

6. Eczaneden 24 saatten fazla ayrılmakla 15 güne kadar ayrılmak arasındaki sınır nedir?

Malum, 24 saatten fazla ayrılıklarda sadece haber veriliyor. Fakat "on beş güne kadar" sürecekse eczanede ikinci/yardımcı eczacı bulunması veya yoksa serbest hekimin nezaret etmesi şart.

Peki eczaneden üç gün ayrılacaksak mesela, bu 24 saatten uzun mudur 15 güne kadar mıdır? Bu ayrımı da sorduk.

7. Eczaneden 15 günden fazla ayrılındığı zaman, eğer ikinci/yardımcı eczacı varsa, mesul müdür tayini yine de zorunlu mudur?

Kanaatimizce olmaması gerekir; çünkü kuralın amacı eczaneyi eczacısız bırakmamak. İkinci/yardımcı eczacının olduğu yerde bu şart zaten sağlanıyor. Fakat "mesul müdür atanır" diyen kuralın dili öyle kesin ki, bu konuda da Kurum görüşünü almak artık bir zorunluluk.

8. Mahalleler de "yerleşim birimi" midir?

Yerleşim biriminin tanımı, Yönetmelik'e  değişikliğiyle geldi. Köyken mahalleye dönüştürülen yerler yerleşim birimi olarak tanınmış ama zaten mahalle olarak belirlenmiş bulunan yerlere ilişkin bir ifade yok. Aslında bu, mahalle olarak belirlenen yerlerin yerleşim birimi tanımına girmediği olarak yorumlanmaya müsait ama soralım, yorumumuz "bilgi" haline gelsin.

Bunların cevabı ne zaman gelir bilemiyorum, en fazla bir ay sürecektir.

Pfizer'le bir sonraki "Açık Eczanemiz" eylül ayında. Tüm bunların resmi cevaplarıyla güçlendirilmiş bir çalışma olacak, mutlaka bekleriz :)

Çok sevgiler,
Av. Göksun.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Ertesi gün hapında reçete zorunluluğunun aslı astarı

Ekşisözlük'te, ertesi gün hapının reçeteye bağlandığına dair bir başlık gördüm. Habere tıkladım, sadece bu ilaçtan bahsedilmiş. Fakat hadise eskiye dayanan ve rezalet dolu bir kavgaya dayanıyor.

Özel olarak bu ilaçla ilgili bir düzenleme var mı bilmiyorum. Fakat reçeteye tabi olma meselesi şudur:

Türkiye'de aslında büt-tün ilaçlar reçeteye tabidir ve bu hep böyleydi. (bkz. 6197 sayılı Kanun madde bilmemkaç. Tatil günü kanun karıştırmayayım şimdi.) Aslında bunları hiçbir zaman reçetesiz alamamamız gerekiyordu. Fakat bunun kontrolü hiçbir zaman yapılmadığı için, böyle sorunlarımız da hiç olmadı. Sadece "renkli reçeteli" yani kabaca "uyuşturucu/uyarıcı" ilaçlar için reçete şarttı. Bu reçetelerin ve ilaçların tamamını bilmiyorum ama alı var moru var turuncusu var.

Sonra birtakım ampuller düşündüler ki, madem ilaçlar böyle rahat rahat satılıyor, biz bunları marketlerde de satalım. For You'lar işte bu kafayla başladı. Amerika'daki marketlere özenildi. Bir reyonda elma armut, öbür reyonda kimyasal ilaç satalım istediler. Tabii eczacı odaları ayaklandı, "olur mu lan öyle şey, ilaç dediğin aslında bildiğin zehirdir, marketteki adam ne anlar ilaç satmaktan? Hasta bize bu işlerden anlıyoruz diye geliyor, bakkaldan ilaç mı alınır" diyerek şiddetle itiraz ettiler - ki haklılardı. (Bu arada, "ilaç zehirdir" söylemi bana ait değil, eczacılık fakültesinde böyle öğretiyorlarmış, farmakolojinin büyükbaşlarından birininmiş. Ben eczacıların yalancısıyım.)

Bu süreçte, "kontrole tabi ilaç" zamazingosu geldi. (Daha önceden de var mıydı bilmiyorum ama etkinliği bu süreçte arttı, bundan eminim.) Yani bu renkli reçetelere değil normal bildiğimiz "beyaz" reçetelere yazılan bazı ilaçlar da kontrol edilmeye başlandı. Bu şu demektir, eğer eczane "kontrole tabi" bir ilaç sattıysa, yapılan denetimde bunun reçetesini sunmak zorundadır. Mesela A-ferin bunlardan biridir, kafanıza göre gidip alamazsınız. Biliyorsunuz, yakın geçmişte Tylol-hot, Nurofen filan gibi resmen kendileriyle birlikte yaşadığımız ilaçlar da bu kapsama alındı. Tylol-hot'ın üreticisi Nobel İlaç bu işten nasıl etkileniyor bilmiyorum, açıkçası kendileri için endişeliyim. Adamların en büyük ürünleri bu çünkü.

Derken bu da kesmedi, OTC denen bir nane çıktı. Açılımı "over the counter" ve Türkçe'de de tezgahüstü olarak kullanılıyor. Özetle "reçetesiz ilaç" gibi bir şey. Yine ilaç, yine Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsatlanıyor, ama eczanelerde satılması şartı aranmıyor. Tabii eczacılar buna da karşı çıktı, "OTC dediğin şey de ilaçtır nihayetinde, marketlerde satılamaz" diye. Yani bu kavga yıllardır sürüyor, yeni değil.

Sonra n'aptı devlet, işte bu yeni... Birkaç aydır, eczaneleri çılgınca denetlemeye başladı. Bin yıldır mevzuatta olan ama kimsenin aklına getirmediği "reçeteye bağlılık" kuralının peşine düştü. Eczanelerden reçete sorar, gösteremeyene ceza verir oldu. Eczacılar da bastılar yaygarayı, ilaçlar reçeteye bağlandı diye. Hayır abilerim ablalarım, onlar reçeteye hep bağlıydı. Sadece bu kural hiç uygulanmamaktan adeta kadük olmuştu.

Şimdi eczacı odaları, bu işe ne diyeceklerini kestiremiyorlar. "Reçetesiz satabilmeliyiz" deseler, o zaman devlet de diyecek ki madem reçete aranmayacaktı, benim marketimden ne istiyorsun? Yok eğer reçete şart deseler, bu kez kendi ayaklarına sıkmış olacaklar. Reçete kontrolü yeni bir idari karar olmadığı için buna karşı direkt dava açmak gibi bir imkan da yok. Yani durum hassas; devlet çok ince oynadı.

Yani sorun, mevcut eczanelerin kökünün kazınmak istenmesi. Zaten kamu kurumu iskontoları, stok zararları, katılım payı tahsilatı filan derken meslek çok zorlaştı. Kanunu değiştirip eczacıların istedikleri yerde eczane açma haklarını da ellerinden aldılar. En son EBS denen bir sistem getirdiler, TEB Efendi sisteme kayıt olmayana eczacılık yaptırmama hakkını elde etti. Meslek zaten yalan ziyan olmuş durumdayken bir de bu çıktı. (Evet, EBS'yi TEB getirdi, bunda eczacı odalarının hiçbir dahli yok. Uzun hikaye ama anlatamam çünkü davası olacak.)

Şimdi siz diyeceksiniz ki, "Vaktiyle çok kazanmadı mı bu eczacı milleti, oh olsun." Evet çok kazandılar ve şu rezalete rağmen hala bir sürü meslek mensubundan daha çok kazanıyorlar. Fakat mesele kazanç miktarı değil. Mesleklerin hükümet tarafından düşman bellenmesi.

Eczacılar ağlıyor, doktorlar mutsuz, avukatlar zaten cezaevinde. Yani ya devlet memuru olacağız ya esnaf, ortası yok. Diğer serbest meslek mensuplarını bilmiyorum ama sıra onlara da gelecektir, endişeleri olmasın.

Aman hasta olmayın, çünkü doktora gitsen bir dert gitmesen ayrı dert.

Öperim,
Göksun

7 Aralık 2012 Cuma

Eczacı ne yaşar ne yaşamaz

Merhaba arkadaşlar,

Bu sefer sözüm eczacılara. Yani aslında Türkiye'deki meslek birliği anlayışını merak eden herkese, ama yine de en çok eczacılara.

Şimdi arkadaşlar, olayın vehametini izah edebilmek için biraz temelden başlayayım. Biliyorsunuz haklarımızın bir kısmı kanunla düzenlenir. Mesela eczane açabilmek, mesul müdür tayin edebilmek, eczanemizi iki yıl kapalı tutabilmek, devir ya da nakil işlemi gibi şeyler, hep kanuni haktır.

TBMM tarafından kabul edilen kanunla tanınmış bir hakkın, herhangi bir idari kurum tarafından şarta bağlanması sözkonusu olabilir mi?

Olamaz arkadaşlar. Olacaksa bile, ancak başka bir kanunla olur.

Doğrudan kanunla verilmiş bir hakkı, hiçbir kurum, kendi yazdığı yönetmelikle engelleyemez.

Fakat bu TEB, geçtiğimiz günlerde yeni bir yönetmelik yayınladı. "Eczacı bilgi sistemi" diye bir sistemden söz etti ve tüm eczacıları buna kaydolmaya mecbur bıraktı.

Tamam, buraya kadar bir sorun yok . Yeni Eczacılık Kanunu'nda devir-nakil-yeni açılış işlemleri puan esasına göre olacağı için merkezi bir kayıt sistemi mantıksız değil. Fakat yeni yönetmeliğin 37. maddesi diyor ki, "Eczacı Bilgi Sisteminde kaydı bulunmayan eczacı, Türk Eczacıları Birliği Kanunu ile Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun kendisine verdiği haklardan yararlanamaz."

Bunun anlamı şudur: Eğer sizin bu sistemde kaydınız yoksa, sadece devir-nakil vs işlemlerini değil, örneğin iki yıl kapalı tutma işlemini de yapamazsınız. Oda seçimlerinde oy da veremezsiniz. Askere gidiyorsanız mesul müdür de tayin edemezsiniz.

Yani siz, bu sisteme kayıtlı değilseniz, TEB için "yok hükmünde" olursunuz.

Peki, bu yok hükmündeki eczacıdan, aidat alınmayacak mı? Bu eczane denetlenmeyecek mi, ya da ruhsatı için iptal davası mı açılacak? Nedir bu "yokluğun" diğer yüzü?

Şöyle düşünebilirsiniz, "ama bu kural aslında mantıklı, kayıtlı olmayan eczacıyı TEB nereden bilsin?" Tamam haklısınız fakat bakın aynı maddenin iki önceki cümlesi ne diyor: "Üyelik kaydına karar verildiği takdirde bu işlem, oda tarafından Eczacı Bilgi Sistemine kaydedilmek zorundadır."

Yani arkadaşlar, bu kaydı asıl yapacak olan eczacının kendisi bile değil eczacı odalarıyken, yaptırım doğrudan eczacı üzerinde doğuyor. Sizin olan bitenden haberiniz dahi yokken, diyelim ki Oda'da işler karıştı ve sizin kaydınız eksik kaldı, bir bakıyorsunuz ki aslında yokmuşsunuz.

İşte size, güzel ülkemizden meslek birliği manzaraları.

Bu arada şunu da lütfen unutmayın, TEB yönetimini, sizin seçtiğiniz Oda'lar seçiyor. Mesleğin halinden şikayetlenirken bunu da akılda tutmakta fayda var.

Çok sevgiler,
Göksun.

3 Temmuz 2012 Salı

Hem genç, hem de eczacı... Açık hedef.

Yeniden merhaba,

Geçenlerde Eczacılık Kanunu değişmişti ve ben onu okumuştum. Ama nedense buraya koymak aklıma gelmedi. Aşağıda kanunun yeni halini bulabilirsiniz.

Özetle, genç eczacılar için son derece rahatsız edici bir kanun olduğunu düşünüyorum. Eczane açma konusundaki yeni düzenlemelerin, mesleğin geleceğini kurtarmak amaçlı olduğu iddia ediliyor. Fakat gelin görün ki, daha geçen hafta iki yeni eczacılık fakültesinin kurulmasına daha karar verildiği yayınlandı.

Eczacıların mesleklerine ilşkin kaygılarını anlıyor ve buna saygı duyuyorum, fakat bunun yolu artık eczacı sıfatını haiz olmuş insanların diplomalarını gömmesini sağlamak mıdır? Madem mesleğinizin peşindesiniz, yeni fakülte açılmasını engelleyinsenize? Okulunu kazanıp okuyup bitirmiş insanın günahına girmek, ayıbın daniskası.

50 yaş üstü eczacıların kanunu olmuş bu.

Burası Vahşi Ortadoğu. Biz burada gençleri ve parasızları sevmeyiz.

Buyrun, okuyunca siz de sevmeyeceksiniz...

(Ya arkadaş delirdim deliricem, yazıyı Blogspot arayüzünde yazsan satır arkaları beyaz oluyor, yok Word'de yazıp kopyalasan boşluk hataları çıkıyor... Bir huzur içinde yazamadım bu ne lan! Zaten asabiyim şimdi kafa göz giricem ha bilgisayara. Te Allaam ya nelerle uğraşıyoruz...)

***


Kanun Numarası : 6197
Kabul Tarihi : 18/12/1953

BİRİNCİ BÖLÜM
Eczacılar

Madde 1 – (Değişik: 17/5/2012-6308/1 md.) Eczacılık; hastalıkların teşhis ve tedavisi ile hastalıklardan korunmada kullanılan tabii ve sentetik kaynaklı ilaç hammaddelerinden değişik farmasötik tipte ilaçların hazırlanması ve hastaya sunulması; ilacın analizlerinin yapılması, farmakolojik etkisinin devamlılığı, emniyeti, etkinliği ve maliyeti bakımından gözetimi; ilaçla ilgili standardizasyon ve kalite güvenliğinin sağlanması ve ilaç kullanımına bağlı sorunlar hakkında hastaların bilgilendirilmesi ve çıkan sorunların bildiriminin yapılmasına ilişkin faaliyetleri yürüten sağlık hizmetidir.

Eczane açmak ve işletmek ile ecza deposu mesul müdürlüğü yapmak için eczacı olmak şarttır. Eczacı; ilaç üretim tesisi, kozmetik imalathanesi, ilaç Ar-Ge merkezi gibi müesseseleri açabilir veya bu tür resmî ya da özel müesseselerde mesul müdürlük yapabilir.

·      Eczacının doğru düzgün bir tanımının verilmesi anlamında faydalı bir değişiklik. Eski halinde, tanım olmadığı için, eczacının ne olduğu ve hukuki menfaati konusunda ihtilaf olabiliyordu. Eczacının yaptığı işin sadece ilaç alıp satmakla sınırlı olduğu savunulabiliyordu. Böyle olduğu iyi olmuş, aferin.

Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde eczacılık yapabilmek için aşağıdaki vasıfları haiz olmak şarttır:

A) Türk vatandaşı olmak;
B) Türkiye Eczacı Mektep veya fakültelerinden diplomalı olmak veya yabancı memleketlerdeki eczacı mektep veya fakültelerinden diplomalı olup da 3 üncü madde gereğince ilmi hüviyetini ispat etmiş veya imtihanı kazanmış olmak;
C) Diplomaları Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince tescil edilmiş olmak;
D) Bu kanunun 4 üncü maddesinde yazılı hallerden biri bulunmamak.

Madde 3 – Yabancı memleketlerdeki eczacı mektep veya fakültelerinden diplomalı olan Türk vatandaşı eczacılar Türkiye'de sanatlarını yapabilmek için:

A) Program ve tahsil müddeti bakımından Türkiye Eczacı Mektebi veya fakültelerine muadil olan yabancı eczacı mektep veya fakültelerinden diplomalı iseler eczacı mektebi veya fakültelerince teşkil edilecek bir jüri önünde ilmi hüviyetlerini ispat etmeye;

B) Tahsil müddeti Türkiye Eczacı Mektebi veya fakültelerinin tahsil müddeti kadar olmakla beraber tahsil programlarında Türkiye Eczacı Mektebi veya fakültelerinin derslerinden bazıları bulunmıyan veya bulunmakla beraber daha az bir müddet içinde okutulan veya müddet az olduğu halde tahsil programı aynı olan yabancı memleketler eczacı mektebi veya fakültelerinden diplomalı iseler aynı şekilde kurulacak bir jüri önünde eczacı mektebi veya fakülteleri tarafından ayrıca tesbit edilecek bir programa göre imtihan vermeye;

C) Gerek tahsil müddeti ve gerek tahsil programları Türkiye Eczacı Mektebi veya fakültelerinin müddet ve programlarından eksik olan yabancı memleketler eczacı mektebi veya fakültelerinden diplomalı iseler eksik kalan müddet ve programlarını Türkiye'de tamamladıktan sonra (B) bendinde bildirilen imtihanı vermeye;

Mecburdurlar.

Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince bu gibilerin diplomaları ancak ilmi hüviyetin ispatından veya imtihanın kazanılmasından sonra tescil olunur.

Madde 4 – (Değişik: 23/1/2008-5728/167 md.) Aşağıda yazılı haller eczacılık yapmaya manidir:

A) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmak.

B) Başka memleketlerde sanatını icradan menedilmiş olup bu muamelenin haklı olduğu İcra Vekilleri Heyetince kabul edilmiş olmak;

C) Sanatını yapmasına mani iyileşmez bir hastalığı bulunmak;

Ç) Sanatını yapmasına mani olacak derecede iki gözü rüyetten mahrum olmak.

Madde 5 – (Değişik: 17/5/2012-6308/2 md.) Serbest eczaneler, eczacılık yapma hakkını haiz bir eczacının sahip ve mesul müdürlüğünde yönetmelikte belirlenen belgelerle il sağlık müdürlüğünce düzenlenmiş ve valilikçe onaylanmış bir ruhsatname ile açılır. Ruhsatname konusunda meydana gelecek sorunların çözüm yeri Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumudur.

·         Kurumun kendisi yok adı var… Bu konuya şimdilik girmiyorum. Kurulunca bol bol girerim.

“Meydana gelecek sorunların çözüm yeri” olarak uygulanırsa, bu kurum eczacı odalarının “şikayet edildiği” ve haliyle de odalar üzerinde vesayet kullanan bir yer haline gelir. Yönetmelik’te, kurumun şikayet mercii değil fakat davada taraf sıfatı olduğuna ilişkin bir ifade kullanılması uygun olur.

Eczane açmak, devretmek veya başka bir yere nakletmek isteyen eczacılar, bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne dilekçe ile başvurur. Eczane açmak isteyenlerin belgelerinin tam olması hâlinde ruhsatname düzenlenir. Düzenlenen ruhsatnameler Sağlık Bakanlığına, Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumuna ve Türk Eczacıları Birliğine bildirilir. Eczaneler için belediyeden ayrıca bir iş yeri ruhsatı alınması ve belediyeye harç ödenmesi gerekmez.

·         Odalar devreden çıkıyor mu? O zaman ilk fıkra iyice anlamlı oldu şimdi.

Serbest eczane sayıları, ilçe sınırları içindeki nüfusa göre en az üç bin beş yüz kişiye bir eczane olacak şekilde düzenlenir. Hiç eczanesi olmayan yerleşim birimlerinde nüfus kriterine bakılmaksızın bir eczanenin açılmasına müsaade edilir. Ancak bu şekilde açılan eczanelerin başka yerlere naklinde nüfus kriteri işletilir. Eczanelerin aynı ilçe içerisindeki nakillerinde nüfusa göre eczane açılması kriteri uygulanmaz.

·       Yaz-kış, gündüz-gece nüfusları nasıl oranlanacak? Tüm sene/tüm saat dilimleri ortalaması mı alınacak? Adalar eczaneleri kışın ne yapacak ya da Kadıköy Merkez’deki eczaneler iyice mi rakipsiz olacak? N’apıyosunuz siz?

Doğal afet ve mücbir sebep nedeniyle nüfus azalması hâlinde o yerleşim yerinde bulunan eczanelerin naklinde nüfusa göre eczane açılması kriteri uygulanmaz. Bu hâlin tespit ve ilanı Sağlık Bakanlığınca yapılır.

Eczane açılmasına ilişkin kriterler belirlenirken ilçelerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasına göre sınıflandırma yapılır. Bu sınıflandırmaya göre ilçelere ilçe katsayısı verilir. Eczacılara, o ilçede mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri yıl sayısı ile ilçe katsayısının çarpımı kadar hizmet puanı verilir. Eczacı birden fazla ilçede çalışmış ise hizmet puanları toplanır. Hizmet puanı hesaplanırken ilçe katsayısı, doktora yapmış olanlar için dörtte bir oranında artırılarak uygulanır. Eczacılara, meslekte geçirilen toplam yıl sayısı ile eczacının hizmet puanı çarpımı sonucu tespit edilen yerleştirme puanı verilir.

·        Bu fıkra zaten olduğu gibi facia. Sosyoekonomik gelişme seviyesinin eczacıyı etkilemesi de nedir, eczacı Habipler’de okuma yazma kursu mu açsın ne yapsın? İyice sınıflaştırın herkesi, Fener-Kalamış ve Sultançiftliği eczacıları ayrı gezegenlerden çünkü.

Nüfus kriterlerine göre eczane açılabilecek yerler, her yıl en az iki kez olmak üzere Sağlık Bakanlığınca ilan edilir. İlan edilen yerlere müracaat eden adaylardan yerleştirme puanı en yüksek olanlar eczane açma hakkı kazanır. Yerleştirme puanının eşit olması hâlinde kura çekilir.

·       Fıkranın anafikri: “Biz burada genç eczacıları sevmeyiz.” Bu fıkrayı hafifletmek için yapılabilecek tek şey, Kanun’un yürürlüğe girdiği an itibariyle tüm eczacıları sıfırdan başlatmak olur. Yeni olmayanlar çok tepki gösterir ama olması gereken bu. Aksi takdirde, bir genç eczacı hiçbir zaman Cerrahpaşa’da eczane açamayacak, buna yeterli sermayesi olsa bile. Yani kapitalizminiz bile doğru düzgün değil, tebrikler.

Eczanesini devretmiş bir eczacı yeni bir eczane açmak istediğinde yerleştirme puanı yarı oranında düşürülür.

·    Bu fıkrayı düzenleten, yeni eczanelerin eskilerin "içinde" açılması korkusu mudur? 

Eczacıların sıkıntıları konusunda o kadar haklıyken kendini bu kadar haksız konuma düşürmek, takdire şayan bir performans. 

Serbest eczanelerde, reçete sayısı ve/veya ciro gibi kriterlere göre belirlenen sayıda ikinci eczacı çalıştırılması zorunludur.

·      Yönetmelikte bunların belirlenme usulünün açık olması lazım. Her sene belirlenmeli, sadece reçeteler değil tüm ciro hesaba katılmalı, Bakanlık belirlemeli.

Serbest eczane açmak veya serbest eczanelerde mesul müdür olarak çalışmak isteyen bir eczacı, en az bir yıl müddetle hizmet sözleşmesine bağlı olarak mesul müdür eczacı ile birlikte serbest eczanelerde yardımcı eczacı olarak çalışmak zorundadır. Hastane eczanelerinde veya ikinci eczacı olarak serbest eczanelerde en az bir yıl süre ile çalışanlar, yardımcı eczacı olarak çalışma şartını yerine getirmiş sayılır. Yardımcı eczacıların, il sağlık müdürlüğü ve/veya bölge eczacı odalarının denetimlerinde üç kez eczanede görevi başında mazeretsiz olarak bulunmadığının tespiti hâlinde çalışma süresi kabul edilmez.

·      Eczacılık öğrencilerinin zorunlu stajıyla buradaki bir yılın eşzamanlı uygulanması adil değil. Yönetmelik’te, “tabi olduğu mevzuat gereği zorunlu eczacılık stajını tamamlamış olan eczacılar bakımından, Kanun’un 5. maddesindeki bir yıllık çalışma süresi aranmaz” maddesi olabilir.

Yardımcı eczacılara asgari ücretin bir buçuk katından, ikinci eczacılara da asgari ücretin üç katından aşağı olmamak üzere taraflarca belirlenecek ücret ödenir. Yardımcı eczacı ve ikinci eczacı çalıştırılması ile ilgili usul ve esaslar Türk Eczacıları Birliğinin görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca belirlenir.

Madde 6 – Eczacılar aşağıdaki hallerde sanatlarını icradan menedilerek kendilerine verilmiş olan ruhsatnameler Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince daimi olarak geri alınır:

A) Ruhsatname almak için ibraz edilen evrakın hilafı hakikat olduğu ve bidayeten eczacılığa mani bir halin bulunduğu resmen tahakkuk ederse;

B) 4 üncü maddedeki haller vukubulursa.

(Ek: 17/5/2012-6308/3 md.) Muvazaalı olarak eczane açıldığının tespiti hâlinde, ruhsatname iptal edilir ve eczacı beş yıl süreyle eczane açamaz. Muvazaanın eczacılar arasında yapılmış olması hâlinde, eczane açma yasağı hepsi hakkında uygulanır.

·     Muvazaanın tespiti konusunda Oda’ların bir şekilde daha yetkili olması lazım. Eczacı, Oda-Kurum denetimine izin vermek ve bu denetimi engellememekle yükümlü olmalı. Denetçiler ilaçların bulunduğu her şeyi (kasa dahil) izne gerek olmadan doğrudan inceleyebilmeli. İlaç-reçete-rapor. vs dışındaki banka hesap cüzdanı, ajandalar, not defterleri… gibi evraka da el konulabileceği açıkça düzenlenmeli – ama bunlar izinsiz olmaz.

Madde 7 – Bir eczacı almış olduğu müsaadeden sarfınazar eder veya iflasına yahut hacrine hükmolunur veya vefat eylerse ruhsatname sakıt olur.

Madde 8 – Vefat eden veya hacredilen veya meslek ve sanatının icrasından mütevellit devamlı malüliyete duçar olan bir eczane sahibinin karısı veya kocası veya çocukları varsa eczanenin bunlar hesabına bir mesul müdürün idaresi altında işletilmesine Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince ruhsat verilir. Bu suretle verilecek ruhsatnamelerden Harçlar Kanunununa göre harç alınır.

Madde 9 – A) Bir eczanenin mesul müdür tarafından mahcur namına idare edilmesi hacredilen eczacı hakkındaki hükmün ref'ine veya kendisinin vefatına;

B) Sanatın icrasından mütevellit malüliyet dolayısıyle bir eczanenin mesul müdür tarafından idaresi malül eczacının ölümüne;

kadar devam eder.

Ölen bir eczacının karısı veya kocası veya çocukları namına mesul müdür tarafından idaresi (5) seneyi geçemez.

Şu kadar ki; ölen eczacının çocuğu bu müddetin hitamında reşit değilse reşit oluncaya ve eczacı mektebine veya fakültesine girdiği takdirde bu tahsili bitirinceye kadar devam eder.

·   Beş yılın ne zaman başlayacağı mutlaka düzenlenmeli. Sonra SGK sorun çıkarıyor. Vefat ile verese ruhsatı arasındaki bir aya yakın zamana ilişkin ya ödeme yapmıyor, ya da yaptığı ödemeyi geri istiyor.

Madde 10 – Vefat eden eczacının varisleri arasında, karı, koca veya çocuk yoksa eczane bunların haricindeki mirasçılar tarafından nihayet bir sene zarfında tasfiye edilir.

Bu müddet içinde eczanenin bir mesul müdürle idaresi mecburidir.

Madde 11 – Bir eczaneyi devir veya satın alan kimse eczane açmak için bu kanunda yazılı şartları haiz olduğu takdirde, namına ruhsatname verilir.

Bu satışlar Hükümet tabibinin huzuriyle ve noterlikçe yapılır.

Madde 12 – Devredilen veya satılan bir eczanede bulunan uyuşturucu maddelerin satış ve devir muamelesinin mahallin en yüksek sağlık amirine bildirilmesi ve istenilen malümatın verilmesi mecburidir.

Madde 13 – Bir eczacı eczanesini kapatmak veya nakletmek veya eczanesinin unvanını değiştirmek isterse bir ay evvel mahallin en yüksek sağlık amirine haber vermeye mecburdur.

Madde 14 – Aşağıdaki bentlerde gösterilen hususi eczanelerle ecza dolaplarının açılmasına mahallin sağlık ve sosyal yardım müdürlüğü tarafından usulü dairesinde müsaade verilir ve keyfiyet Vekalete bildirilir.

A) İçindeki hastalara ilaç vermiye mahsus hastane ve buna benzer müesseselerin eczaneleri;

B) Yalnız fakirlere parasız ilaç verip hiçbir suretle para karşılığı reçete ile ilaç imal etmeyen belediye ve hayır cemiyetlerinin eczaneleri;

C) Eczane bulunmıyan yerlerde (Resmi veya serbest) eczacılar bulunmadığı takdirde, resmi veya serbest tabiplerin veya kendi şubeleri dahilinde ilaç veren veterinerlerin ecza dolapları;

D) Eczanesi bulunan merkezlerden 10 kilometre uzak olup da müstahdemlerine ilaç verilmesine lüzum görülen ziraat işletmeleri veya çiftlik veya sanayi müesseseleri ve mümasili teşekküllerin sahiplerinin ecza dolapları.

(A) ve (B) bentlerinde yazılı hususi eczanelerin bir diplomalı mesul müdür eczacının idaresinde bulunması şarttır. Bu takdirde mesul müdürlere ait müsaade veya ruhsatname Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince verilir.

D) bendinde yazılı çiftlik ve müesseselerde ecza dolabının açılması, ancak o mahallerde ecza dolabının mesuliyetini deruhte edecek bir eczacı veya tabibin bulunmasına bağlıdır.

Madde 15 – Serbest eczane bulunmıyan yerlerde bu kanunla gösterilen umumi hükümlere tevfikan mesul müdür bulundurmak şartiyle belediye veya özel idareler eczane açabilirler.

Madde 16 – 14 üncü maddenin (C) bendindeki ecza dolapları ile 15 inci maddede yazılı eczaneler hakkında verilen müsaade bu mahallerde bir serbest eczanenin açılması halinde kendiliğinden hükümsüz kalır, ecza dolabı ve eczane kapatılır.

Resmi ve Devlete bağlı teşekküllere ait eczaneler, bu mahallerde serbest eczane bulunmadığı takdirde bedeli mukabilinde halka ilaç satmaya veya tertip etmiye mezundur.

Madde 17 – (Değişik: 17/5/2012-6308/4 md.) Eczane sahip ve mesul müdürü iken askerlik hizmetini yapmak üzere silah altına alınanlar askerlik hizmeti süresince; yüksek lisans veya doktora eğitimi alacaklar bu eğitim süresince; milletvekili, belediye başkanı, Türk Eczacıları Birliği Başkanlık Divanı üyeleri bu görevleri devam ettiği müddetçe eczaneye bir mesul müdür atar.

Türk Eczacıları Birliği Başkanlık Divanı üyelerinin eczanelerine atanacak mesul müdürün maaş ve kanuni giderleri, Türk Eczacıları Birliği bütçesinden ödenir.

Madde 18 – Bir eczacının birden fazla eczane açması veya mesul müdürlüğünü üzerine alması yasaktır.

Madde 19 – Bir eczane sahibi eczanesi dışında ilaç tertip edemiyeceği ve mesleki dışında bizzat ticaret yapamıyacağı gibi öğretmenlikten ve seçimle elde edilen vazifelerden başka bir iş de kabul edemez.

İKİNCİ BÖLÜM
Eczaneler

Madde 20 – Eczane binalarının kaç kısımdan mürekkep olacağı ve laboratuvarların vasıf ve şartları ve içerlerinde bulunması lazım gelen alet ve saire ve eczanenin dahili hizmetleri Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince tayin ve tesbit olunur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Ecza ve kimyevi maddeler

Madde 21 – Müesseselerde bulundurulan Türk kodeksine dahil ecza ve kimyevi maddeler Türk kodeksinde yazılı vasıf ve şartları haiz olacaktır.

Madde 22 – Ambalajları açılmış tıbbi ecza ve kimyevi maddelerin saf olmamalarından ve iyi muhafaza edilmemelerinden eczane, ecza deposu ve laboratuvar sahipleri ve mesul müdürleri mesuldür.

Madde 23 – Zehirli ve müessir eczanın muhafazası ve müstehlike satışı bu husustaki kanun ve mevzuata göre yapılır.

Madde 24 – Reçete mukabilinde verilmesi meşrut olan ilaçların reçetesiz verilmesi ve zehirli ve müessir maddelerin eczanelerde toptan satılması yasaktır.

Madde 25 – Eczaneye imal edilmek üzere bırakılan reçetelerin tadil veya tağyir edilmeden yapılması meşrut olup ilaçların ve reçetelerin (Fiyatları üzerinde yazılmak suretiyle) alıcıya verilmesi Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince tesbit ve ilan olunacak esaslara göre yapılır. Eczanelerde hazırlanan reçetelerin ilaçlarında görülecek hata ve saireden doğrudan doğruya eczanenin mesul müdürü sorumludur.

Eczacılar muhteviyatında yanlışlık olduğundan şüphe ettikleri reçetelerle kodekste yazılı miktarlardan fazla eczayı ihtiva edip altı iki çizgi ile çizilerek ayrıca imza edilmiş olmıyan reçeteleri müdavi tabip ile temas etmeden imal edemezler.

Ancak müdavi tabip ile temas imkanı bulunmıyan hallerde reçeteyi kodekste yazılı azami miktarlara göre yapmakla beraber keyfiyeti mahallin en yüksek sağlık amirine bildirirler.

Madde 26 – (Değişik: 17/5/2012-6308/5 md.)  Eczanelerde günlük reçetelerin kaydı, Sağlık Bakanlığınca belirlenen usullere göre tutulur.

Madde 27 – Tabip veya veteriner hekimin adres ve diploma numarasını açık olarak göstermeyen, resmi veya hususi hastane sağlık merkezi, dispanser ve poliklinik yapan benzeri müesseselerin başlık ve poliklinik numarasını taşımıyan, okunması güç, şifreli yahut kodekste yazılı dillerden başka dille yazılmış reçeteler imal ve ihzar olunamaz.

Madde 28 – (Değişik: 17/5/2012-6308/6 md.) Beşerî ilaçlar, Sağlık Bakanlığından ruhsatlı geleneksel bitkisel tıbbi ürünler; Sağlık Bakanlığının iznine tabi olan homeopatik tıbbi ürünler, enteral beslenme ürünleri dâhil özel tıbbi amaçlı diyet gıdalar ve özel tıbbi amaçlı bebek mamaları münhasıran eczanede satılır.

İlgili bakanlıktan izin, ruhsat veya fiyat alınarak üretilen veya ithal edilen gıda takviyeleri, eczacılık ve ziraatta kullanılan ilaç, kimyevi madde ve diğer sağlık ürünleri, veteriner biyolojik ürünler hariç veteriner tıbbi ürünleri, kozmetik ürünler, kapsamı Sağlık Bakanlığınca belirlenen tıbbi malzemeler, anne sütü ve beslenme yetersizliğinde kullanılan çocuk mamaları ile erişkinlerin metabolizma bozukluklarında kullanılan tüm destekleyici ürünler ve Türk Eczacıları Birliği tarafından çıkarılan bilimsel yayınlar eczanelerde satılabilir.

·  “Bu ürünlerin satışı, toptan olmamak kaydıyla, internet veya mail-order gibi alternatif yöntemlerle de yapılabilir.” (Eczanelerin ilaç satışı-kampanya-reklam vs. yapmamak kaydıyla web sitesi kurması caiz olmalı.)

Madde 29 – Acil tedavide kullanılan ve Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince tayin ve tesbit olunan maddelerin piyasada mevcut olduğu takdirde eczanelerde bulundurulması mecburidir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Teftiş

Madde 30 – Eczanelerle ecza depoları ecza ticarethaneleri ve ecza imalathaneleri ve laboratuvarları Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletinin murakabesi altında olup her zaman teftişe tabidirler.

Bunların senede en az iki defa teftişi mecburi olduğu gibi lüzum görüldüğü sair zamanlarda dahi teftiş olunur.

·         “Bağlı bulunan eczacı odasının yapacağı denetime ilişkin haklar saklıdır.”

Madde 31 – Teftiş, sağlık müfettişleri veya sağlık müdürleri ve yahut Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaleti veya müdürlüğünce tensip edilecek resmi tabipler tarafından yapılır.

Madde 32 – Teftişe memur olarak müesseseye gelen ve hüviyetlerini ispat eden salahiyet sahibi memura ecza müessesesinin her tarafını ve defterlerini ve alet ve edevatı ile ilaçlarını göstermeye ve teftişe mütaallik olarak istenilen bütün malümatı vermeye müessese sahibi veya mesul müdürü mecburdur.

Madde 33 – Müfettiş veya salahiyet sahibi memur tarafından teftiş esnasında görülen bozuk, mağşuş veya gayrisaf ecza ve kimyevi maddeler imha ve bir zabıt varakası yapılarak teftiş varakasına raptolunur. Ancak bu nevi eczanın imhasına eczacı tarafından itiraz edilirse bu gibi maddelerden alınacak üç nümune eczacı ve teftişi yapan memur tarafından beraberce mühürlenerek bir nümune eczane veya laboratuvarda bırakılır, diğer ikisi resmi bir tahlil müessesesine gönderilir. Eczacının bu muameleden kaçınması halinde de keyfiyet bir zabıtla tesbit olunur. Aynı maddenin geri kalan kısmı mühürlenerek imhası tehir ve kullanılması tahlil neticesine kadar menedilir ve teftiş varakasına kaydolunup keyfiyet Vekalete bildirilir. Resmi tahlil müessesesinden alınacak cevaba göre karar vermek Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletine aittir. Teftişi yapan memur bazı maddelerin bozuk, mağşuş ve gayrisaf olduğundan şüphe ederse aynı suretle muamele yapar.

Madde 34 – Teftişten dolayı vakı olacak şikayetlerin mercii Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletidir.

 BEŞİNCİ BÖLÜM
 Müteferrik hükümler

Madde 35 – (Değişik: 17/5/2012-6308/7 md.) Eczanenin hizmet verdiği saatlerde mesul müdür eczacı, varsa ikinci eczacı ve yardımcı eczacılar, görevi başında bilfiil bulunmak mecburiyetindedir.

Hastalık ve sair mazeretlerle eczanesinden yirmi dört saatten fazla süreyle ayrılmak zorunda kalan eczacı veya mesul müdür keyfiyeti il sağlık müdürlüğüne bir yazı ile bildirir. Ayrılış müddeti on beş güne kadar devam edecekse eczaneye varsa ikinci eczacı, yoksa il sağlık müdürlüğüne bildirilmek koşulu ile eczanesi bulunmayan bir eczacı, yoksa mahallin serbest tabibi muvafakatleri alınarak nezaret eder. Ayrılış müddeti on beş günü aştığı takdirde eczaneye mesul müdür tayini zorunludur. Aksi takdirde eczane kapatılır. Şu kadar ki, birden fazla sayıda eczane bulunan yerlerde eczacının talebi ile iki yılı geçmemek üzere eczane kapalı tutulabilir.

Madde 36 – Tabiplerin tertip ettikleri reçeteleri hazırlamak ve muhteviyatlarını müracaat sahiplerine temin etmek üzere birden fazla eczanenin bulunduğu yerlerdeki eczanelerin gece ve pazar nöbetleri, mahallin en yüksek sağlık amirinin tensibiyle halkın ihtiyacını temin edecek surette tanzim olunur.

Gerek nöbet ve gerekse tatil zamanları için verilecek emirlere eczacıların tabi olması mecburidir.

Madde 37 – Tabiplerin; eczanelerde hasta kabul etmeleri yasaktır. Ancak kaza ve ani bir tehlikeye uğrayarak eczaneye gelen veya getirilen kimselerin ilk tedavisinin yapılması caizdir.

Madde 38 – (Mülga: 17/5/2012-6308/8 md.)

Madde 39 – Eczanelerde ihzar edilen reçetelerde yazılı ilaçların fiyatlarını tesbit için en geç bir sene zarfında Sağlık vs Sosyal Yardım Vekaletince bir tarife yapılarak usulü dairesinde ilan edilir.

Bu tarifeler en az senede bir defa tetkik edilerek lüzum görülürse tadil ve aynı şekilde ilan olunur.

İlaç fiyatları hakkındaki şikayetlerin tetkiki Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletine aittir. Yapılan tetkik sonunda tarife üstüne çıktığı anlaşılanlara yazılı ihtar yapılır. İki yazılı ihtara rağmen bu hareketlerine devam eden eczacılar hakkında mahkemece 44 üncü madde hükmü tatbik olunur.

ALTINCI BÖLÜM
Cezalar

Madde 40 – (Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/168 md.) Bu Kanunda yazılı usullere uygun olarak ruhsatname almaksızın eczane açanlar üç aydan bir seneye kadar hapis ve yüz günden az olmamak üzere adlî para cezasıyla cezalandırılır.(1)

(Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/168 md.) Eğer fiil eczacılık yapmak hakkını haiz olmayanlar tarafından işlenirse, verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

·      Muvazaa yapanların da bu maddede değerlendirilmesi gerekirdi. Açanlar değil işletenler de ceza almalıydı. “…ruhsatname almaksızın veya muvazaa yaparak eczane açanlar veya işletenler…”

Her iki halde de mahkeme kararına hacet kalmaksızın bu gibi yerler mahallin en yüksek sağlık amiri tarafından derhal kapatılır.

___________________

(1) 17/5/2012 tarihli ve 6308 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “1 inci maddede sayılı yerleri” ibaresi “eczane” olarak değiştirilmiştir.

Madde 41 – (Değişik : 23/1/2008-5728/169 md.) Bu Kanunun 1 inci maddesinde sayılan yerlerde ambalajsız veya ambalajı açılmış olarak bozuk veya zamanı geçmiş veya mağşuş veya gayrisaf ilaç ile ambalajlı olsa bile zamanı geçmiş ilaç bulunduran kişiye, fiili Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre ceza sorumluluğunu gerektirmediği takdirde, beşyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca, bu ilaç ve sair ecza maddesine elkonularak imha edilmek üzere mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.

Madde 42 – (Değişik : 23/1/2008-5728/170 md.) Bu Kanunun 1 inci maddesinde sayılan yerlerde ilaç halinde ihzar, imal veya tertip edilmemiş olan bozuk veya mağşuş ecza ve kimyevi maddeler bulunduğu takdirde, bunlara el konulup usulüne uygun şekilde yok edilmekle beraber bu yerleri bizzat idare eden eczacı ile bu Kanunda yazılı sebeplerle eczacının bulunmaması halinde bu yerlerde mesul müdürlük yapanlara bin Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 43 – (Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/171 md.) Zehirli veya kimyevi maddelerle tıbbî ecza ve müstahzarların müsaadesiz satılması yasaktır. Bunları müsaadesiz satan veya satmak üzere dükkanında bulunduranlar Türk Ceza Kanununun 193 üncü maddesine göre cezalandırılır.

Ancak eczanesi bulunmıyan yerlere munhasır olmak üzere Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince tesbit ve ilan edilecek müstahzarlar bu hükümden müstesnadır.

Madde 44 – (Değişik : 23/1/2008-5728/172 md.) Bu Kanunda yazılı olan yasaklara ve mecburiyetlere muhalif hareket edenlere, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde ve bu Kanunda özel hüküm bulunmayan hallerde ikiyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Madde 45 – (Değişik : 23/1/2008-5728/173 md.) Eczaneyi işletmeye başladıktan sonra mazeretsiz olarak ve mücbir sebepler dışında eczanesi olan yerlerde otuz gün, olmayan yerlerde on gün müddetle eczanesini kapalı bırakan veya teftiş sırasında görülen noksanların tamamlanması için  yapılmış iki yazılı ihtara riayet etmeyen eczacılara, beşyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Bu Kanunda yazılı olan idarî para cezaları mahallî mülkî amir tarafından verilir

Madde 46 – Eczacılar ve Eczaneler hakkındaki 964 sayılı kanunla buna zeyil 5320 sayılı kanunun hükümleri mülgadır.

Geçici Madde 1 – 964 sayılı kanunun 51 inci maddesinden istifade ile eczanelerde hasta kabul ve muayene suretiyle icrayi tababet eyliyen doktorlar işbu kanunun yayını tarihinden itibaren bir ay içinde muayenehanelerini eczane dışına nakle mecburdurlar.

Geçici Madde 2 – Lozan Sulh Muahedesine göre Türkiye'de eczacılık etmek müsaadesini almış olan eczane sahibi yabancı eczacılar bu kanun hükümlerine riayet etmek şartiyle sanatlarını icraya devam ederler.

Geçici Madde 3 - (Ek: 17/5/2012-6308/9 md.) Bu maddenin yürürlüğe girdiği takvim yılında eczacılık yapma hakkını haiz eczacılar ile eczacılık fakültelerinde okumakta olan ve okumaya hak kazanmış bulunanlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere nüfusa göre eczane açılmasına ve nakline dair sınırlamalara ve yardımcı eczacı olarak çalışma zorunluluğuna ilişkin hükümler uygulanmaz. Bu kimseler, sahip ve mesul müdürlüğünü yaptıkları eczaneleri bir sefere mahsus olmak üzere devredebilirler.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte serbest eczanesi bulunan eczacılar, bir defaya mahsus olmak üzere herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın eczanesini bulunduğu ilçe dışına nakledebilir ve devredebilir.

·   Peki kanun yürürlüğe girdiği zaman eczanesi olup ve kapatıp, sonradan yeniden açmak isteyenler? Bana göre, kapatıp açtıklarında bir kerelik haklarını kullanmış olmamalılar, ama kanun bu konuda net değil. Yönetmelik’te düzenlenmeli. Artı, bir kereye mahsus meselesi de o kadar komik duruyor ki. Başka yere tayin olamazsınız. İş yapmayan eczanenizi kapatıp iş yapan bir yere taşınamazsınız. Çocuğunuz başka bir şehre giderse onunla gitmeyi düşünemezsiniz, rahat bırakın çocuğu. Bir ilçenin sınırına çok yakınsanız, eczanenizi yolun karşısına taşıyamazsınız çünkü öbür ilçenin sınırına giriyor... Gibi.

Geçici Madde 4 - (Ek: 17/5/2012-6308/9 md.)  Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik, Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde Sağlık Bakanlığınca hazırlanarak yürürlüğe konulur.

 Madde 47 – Bu kanun neşri tarihinde yürürlüğe girer.

 Madde 48 – Bu kanun hükümlerini Sağlık ve Sosyal Yardım ve Adalet vekilleri yürütür.