15 Haziran 2012 Cuma

Leyla'dan geçme faslı ve bir efsanenin sonu


Leyla Zana’nın son röportajını okuyunca, üstünüze bir ferahlık geliyor. Hele, o malum 1-2 cümleyi çıkarırsanız, "ne kadar da doğru düşünüyor" diyorsunuz. Böyle şey gibi, politikada özlediğiniz sağduyuyu bulmuşsunuz, Kürtlerin sorunları çözüme kavuşmaya başlamış, saçma sapan etnik aidiyetlerden sıyrılıp haklar ekseninde birleşiyormuşuz gibi.

Türkiye'yi ya da gündemi hiç bilmeyen biri bu röportajı okusa, sanacak ki ortada sadece, son derece saygılı-seviyeli giden ve tamamen siyasi nitelikte birtakım "pürüzler" mevcut.

Tamam iyi de...

Leyla Zana'nın, Erdoğan'ın gücünü takdir etmesine de hadi yine itiraz etmeyebilirdik de; çünkü doğruya doğru, adam güçlü beyler…  Ama o güç dediğimiz, aslında zorbalıktan beslenen bir diktatörya olmaya daha yakın gibi. Bunu nasıl yapalım?

"Kim kendini ifade ettiyse, isyan ettiyse kendini içeride buldu." dedikten sonra, üstelik çocuğunuz yaşında biri sırf sizin oralarda herkesin boynundaki bir şeyi taşıyor diye 11 yıl ceza alabiliyorsa, nasıl bu kadar umutlu olabiliyorsunuz sayın Zana?

Hala TRT Şeş diyor. O değil de, bir Uludere vardı, biraz ondan da bahsetseydik? Hiç anmamışsınız? 

Tamam TRT Şeş evet ve 90'lardaki gibi de değiliz. Doğru. Ama o zaman, size doğrultulmuş olan namluyu görüyordunuz. Şimdi ise, sırtınızı tatlı tatlı sıvazlıyorlar ya, sadece gazınız çıksın diye değil o. Hedefi düzeltmek için. 

*
Röportajın tamamını şurada bulabilirsiniz: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20756906.asp

Sevin sevmeyin, Leyla Zana muhalefeti en "delikanlı" yapanlardan biridir. İsterseniz en kafatasçısından ırkçı olun, Zana'nın kendi fikri için göze aldığı şeyleri inkar edemezsiniz. 

Eğer o bile Erdoğan'ın "tek adamlığını" bunca kabul etmişse, bu dünya gerçekten geçersiz işlemler yürütüyor, rica ederim kapatılsın. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder