6 Nisan 2012 Cuma

Akif Beki, davetim baki.

Haber bültenimizi CIA ile açıyoruz... Eski CIA'ci Graham Fuller, "Türkiye'ye daha çok sol lazım" demiş.

Your boys didn't mı do it?

*
Ökkeş Şendiller 12 Eylül davası için "Bu davaya katkım var" demiş.

Katkı derken, yapmadığı bir şeyi söylüyor sanmayın. Maraş olaylarının darbeye giden yolun temel taşlarından olduğunu belirterek yapmış bunu. Adam hem yapmış, hem söylüyor, hem pişman değil.

Ama "Eğer sağlıklı bir yargılama yapılabilseydi siz beraat edemezdiniz" diyen hakimin başına neler geldi Allah bilir.

*
İlker Başbuğ artık iki numaralı Ergenekon sanığı olmuş.

Balyoz ve açılacak olan Uludere davalarına da bekleriz.

*
Yeni teşvik paketi açıklandı, malum. Vergi-faiz filan gibi anlamadığım bir sürü teşvik var onlar tamam da, "özel sektör tarafından gerçekleştirilecek ilk, orta ve lise eğitim yatırımlarına da" teşvik gelmiş.

4+4+4 yetmedi mi?

*
Ya Akif Beki'yi ciddiye alıp insanlardan cevap istemişler Allah'ım ya... (Akif Beki sanatçılara "o kadar muhaliftiniz de duruşmada neden yoktunuz" diye sormuştu.)

Gani Müjde "Erdal Eren'in yaşını büyütüp idam edenleri, Hrant Dink'in katilinin yaşını küçültenler yargılıyor. Bu şovun bir parçası olmak istemedim." demiş.

Vedat Özdemiroğlu "Baskı dönemlerinde bu yetkili, kravatlı zevat ortada görünmezken, 12 Eylül'e mizahçılar tepsi gösteriyordu" demiş.

Bahadır Baruter de, "O da benim sünnetime gelmedi" diyerek noktayı koymuş.

Yalnız, Deniz Türkali'nin bu soruya ciddi ciddi cevap vermiş olması biraz gereksiz olmuş bence. Kendisi aslında adliyeye gitmek istiyormuş ama çekimi olduğundan gidememiş. Tamam çok güzel ama, ben Deniz Hanım'ın yerinde olsam, Akif Beki'nin bu sorusuna "sanki düzgün bir soruyla karşılaşmış gibi" düzgün bir cevap vermek yerine "Manikür randevum vardı ondan gidemedim" filan derdim. Zira Akif kim Beki ne?

*
Kalp atışıyla şeffaflaşan elbise icat edilmiş.

Etkilemeye çalıştığınız kadın durduk yerde heyecanlandı diye üstünüze alınmayın, Biscolata erkeği düşünüyordur o.

Bu arada, bu fikrin yazılmışı var: MS. 2150
(Olaylar 2150 yılında geçiyor, herkesin üzerinde "aurasını" yansıtan yani ona göre renk değiştiren elbiseler var. Filan.)

*
Bu sefer kısa oldu. Demek ki çalışınca oluyor :)

Sevgiler,
Göksun.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder