23 Haziran 2011 Perşembe

Devlet, insanın kendine yakışmayanı giymesidir.

(Şimdi anarşizm zamanı, biraz sonra da depresif olucam.)

Hatip Dicle'yi -neredeyse- 90 bin vatandaş seçmişken, 3-5 kişilik bir "idari kurum" resmen "ignore" etti.

İdari kurumları kuran devletin kendisi zaten, insanların "başımızda bi büyük olsun" zihniyetiyle özetlenen inisiyatif almaktan kaçınma dürtülerinin sonucu olarak ortaya çıkmış bir "kurgu" ve bu kurgunun işleri böyle yürüyor.

Sorun YSK ya da TC'den çok devlet kavramı. Sorumluluktan kaçınmak adına oluşturulan "şey", gün geçtikçe yine insanların başını yiyor. Karar eğer kağıt üzerinde doğruysa, aslında kendi koyduğu kurallar içinde gayet meşru bir iş yapıyor. Tepemizde kendi yazıp kendi oynayan bu tür bir şey oldukca, bu daha ne ki? Kubrick'in 2001: A Space Odyssey'indeki o kırmızılı alet aslında neydi bilmiyorum, fakat ben onu hep devlet olarak izledim.

Tekrar ediyorum, TC'den bahsetmiyorum, devlet kavramının kendisinden bahsediyorum. Ama ben bu yazıyı daha da uzatırsam, devlet sağolsun, bir gece ansızın kapımda kimleri bulacağımı da bilemiyorum.

Son olarak sokaktaki vatandaşa sorduk: "Yau iyi de şimdi bu adamı vekil yapmıyorlar diye rahat rahat sokağa çıkamayacaksak ne anladık bu devletten? Sonra bişey diyince bişey dedi diyolar."

Kısacası diyorum ki, YSK... Yok, aslında devlet, insanın kendine yakışmayanı giymesidir.

Göksun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder